13 Ekim 2011 Perşembe

KAVGA



Çocukken  erik ağacından tepe takla düşene kadar kendimi çok özel ve önemli sanıyordum.Ağacın en yüksek tepesine çıkabilen tek kız bendim neticede.Düştüğüm an canım o kadar çok yanmıştı ki , bir daha kimsenin canımı bu kadar acıtabileceğini düşünmemiştim.Oysa benim tek amacım kimsenin ulaşamadığına ulaşmaktı olmadı.Çok sinirliydim ve düşmemin tek sebebi o lanet olası dalın çok ince oluşuydu .O dalın orda olmasının tek sebebiyse Tanrıydı  ve küçük olmamı hiç göz önünde bulundurmamıştı. Zaten tanrıyla ilk kavgamızı da o gün yaptık.Taki  bir sonbaharda yani Ekim ayında ,yani doğum günüme birkaç gün kala sevdiklerimi elimden almaya kalkana kadar bir birimizi görmezden geldik.O gün o kadar çok kavga ettik ki bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Belli ki bakkaldan aşırdığım çikolatalara sinirlenmişti ve sevdiklerimi elimden almakla cezalandırıyordu beni. Ama bilmiyordu ben dido'dan daha çok seviyordum annemi.Sonuçta her iki kavgada da mağlup olan ben olmuştum, her seferinde önemsizliğimi yüzüme vuruyordu ve bu bana ağaçtan düşmekten daha ağır geliyordu.Hiç bir tanrıya ,hiç bir insana ve dahi Dünyaya fazla anlam yüklememem gerektiğini anlamam bu sayede çok üzün sürmedi.Bazı zamanlar hani bir gün şeytanın bacağını kırarım diye çok gittim kapısına yüzüme bile  bakmadı.Çok kırmıştık birimizin kalbini ,arada bir tekrar barışır gibi olduk.Ama olmuyordu ben Tanısıyla anlaşamayan bir kul( d )um artık.

Şimdilerde hiç yokmuşum , sanki bu dünyaya benim gibi birisi gelmemiş gibi davranıyor. Yani hiç doğmamışım , hiç yaşamamışım gibi. Bazen alıp karşıma konuşuyorum. Anlatıyorum derdimi , benim diyorum aslında çok bi beklentim yok senden . Tamam çok iyi kulluk edemiyorum sana serserilik bile ediyorum ara sıra ,ama biliyorsun işte aslında kötü biri değilim Sanırım artık beni duymuyor.Ben de ''mış ' gibi yapıyorum.Çok daha kolay oluyor o zaman her şey.   Ama yinede yani bazen ve hatta dün gece olduğu gibi.O kadar çok yağmur yağıyor ki şehre ,hani ben de yağmura inat o kadar çok ağlıyorum ki şehri sel alıyor .Ama kimse bilmiyor benim yüzümden mi yoksa yağmur  yüzünden mi şehrin  sel sularına teslim olduğunu.Görüyorsun ya farkında olmadan yine kendimi önemli sanıyorum. Oysa benim için 2004 yılının Ekim ayının 12'den sonrası hiç olmadı. Bir daha kimse o kadar çok canımı yakmadı.Ama artık biliyorum ben hiç bir kavganın galibi olmayan biriyim. Neyse ne  zaten kavga etmeyi de sevmem o yüzden şimdi gidip dua etmeliyim.

6 yorum:

đerkenαя dedi ki...

Az evvel ne diyeceğimi bilmediğimden sayfayı terketmişken, birşeyler dürttü olmaz git iki kelam et diye.
Aynı acıları yaşayan biri olarak söyleyebileceğim tek şey seni anlıyorum, annen için rahmet dileyerek bir fatiha'dan ötesine geçemem acziyetimle..

Seni seviyorum.

Sokak Kedisi dedi ki...

Hayat; çok öfke, çok çaresizlik ve çok yenilmişlik biriktiriyor yüreklerimizde. Bazıları hep gülerek bakıyor ya hayata, arasıra özeniyorum suratlarındaki o ifadeye.

Hiçbir şey adil değil.

Yazgüneşi dedi ki...

ben de 4 kasım 2007 de
babamı alıp götürdüğünde etmiştim e büyük kavgamı kendisi ile
oysa biliyordum herkesin bir zaman gitmesi gerektiğini
kazık kadar evli barklı çoluklu çocuklu kadındım nihayetinde
ama konu ana - baba oldu mu
insan hep çocuk
...
öptüm yüreğinin kuytu köşesinden....

Hayat İzlerim dedi ki...

Ben de ne diyeceğimi bilemedim böceğim ....

Erkan Şen dedi ki...

İstemek (Yanılsama, Sayfa 97)...

Ayrıca kavgayı kazandığında mutlu oluyorsan da bir problem olmalı, sadece kavga ettiğin için bile üzülmen gerekirken. Birinin yendiği/kazandığı bir ortamda her zaman bir yenilen/kaybeden vardır. Bu bakış açısında problem bence.

Aslında her şey yeteri kadar adil! Geçenlerde gündemde olan biri diyor ki; Hayat aslında noktaları birleştirmekten ibaret. Ancak geri baktığımızda o noktaların anlamlarını kavrayabiliyoruz. Geriye baktığımız en doğru noktaysa sona en yakın olduğumuz (olayın) yer/zaman oluyor.

Sevgi ve saygı ile Ateş...
Her zaman...

beenmaya dedi ki...

ateşim böceğim;

elbetteki haklısın! belki de kaldırabileceğinden fazlasını taşıyorsun yüreğinde. çok zor, ağır, acı zamanlar geçirdin, geçiriyorsun.

ama bir o kadar da haksızsın aslında. çünkü senden çok daha fazlasını taşıyanlar ve her şeye rağmen hala yaşayanlar da var yeryüzünde. bunu sen de çok iyi biliyorsun.

sen her şeye rağmen sol yanından bakmaktan sakın vazgeçme!

seviyorum seni...