24 Mayıs 2010 Pazartesi

AĞLAMAK..!!!




Bazı zamanlar vardır ..İnsan Acıdan konuşamaz hale gelir ve böyle zamanlarda kaçar herkesten..! Acıdan kaskatı kesilir..! Etrafında kim varsa susarak cezalandırır..!!Kimse anlam veremez bu duruma ..Neden bu kadar susgun olduğuna şaşırırlar ... Sanarlar ki çok konuşmak hafifletir acıları ..Bence tam aksidir ne kadar çok konuşulursa acı artar ..Kendime bulduğum yöntemde susmak aslında içinde ki irini dışarıya daha çabuk atmayı sağlıyor ..Kendi yaralarını sarmayı kolaylaştırıyor..Ve yine böyle zamanlarda ya susarak çözüm bulmaya çalışıyor insan yada dur durak bilmeyen ağlama nöbetlerine tutuluyor .Olur olmaz her yerde .Yolda ,sokakta ,telefonda ,çalışırken ,uyurken ,ve hatta rüyasında bile ..!!İnsan acısını unutmak için durmadan ağlar hiç bitmeyecekmiş gibi .. Sürüklendiği akıntıdan hiç geri dönmeyecekmiş gibi..Kendi hayatının denizlerinde sakin sıradan gibi görünen ufacık bir sözün nasılda derinden ve yıkıcı bir dip akıntı oluşturduğunun farkına varmadan diğer insanlarla arasına mesafeler koyarak ve bu mesafeler hiç kapanmayacak gibi durmadan ağlar..!! Acıdan gözü kör olana dek ağlar hemde..!!


Ağlarken bir yandan hem kendisini hemde yaşadıklarını sorgular ..Bu tip sorgulamalar da o an içinde bulunduğu iç kanamayı unutup acılarından daha ziyade mutlu olduğu zamanlara ağlar ..Çocukluğunun geçtiği eve ağlar,koşarken düştüğü dizinde ki yaraya ağlar ,ilk sevgilin öptüğü günde yüzünde oluşan utangaç glümsemeye ağlar ..!!Mutluluktan ayağının yerden kesildiği günlere ağlar ..!Hayatında iz bırakan ve bizi biz yapan her bir an'a ağlar ...Kendi yağmurlarında ruhunu yıkarken ..Bu ağıdın nerde nasıl gelip hayatımızın merkezine çörekleneceği hiç belli olmaz bazen gidenlerin ardından tutulan yasla beraber başlar ,kimi zaman yersiz bir ölüm haberiyle başlar,kimi zaman da bir arkadaşın acısına ortak olmakla ..Ancak insan hep kendi mutluluklarına ağlar bir daha hiç mutlu olayacakmış gibi çünkü ruhunda o kadar derin yaralar acılmıştır ki artık acıdan göz gözü görmez olmaya başlamıştır ..! İnsanın en savunmasız ve en zayıf olduğu an'dır ağladığı an'lar..Ağlarken kendine sığınacak bir liman arar ve ilk bulduğu limanı sahici sanar oraya demir atma isteği çoğalır içinde ..Kendine yeni yeni insanlar bulur ,yeni hayatlar kurar ve hayatında ki yanlış kararların çoğunu acı çekerken verir..!!


Ve insan geçip gitmiş zamanın hesabını böyle tutar ..Yana yana ,ağlaya ağlaya ,acıdan kanaya kanaya kendine hesap vere vere tüketir ömrünü....!! Çünkü sadece acıyı yaşadıktan sonra hayatını temize çeker..!!


26 yorum:

Ful yaprakları dedi ki...

ağlamak acıları hafifletir,
epey de sersemletir:(

elif gizem dedi ki...

"İnsan hep kendi mutluluklarına ağlar..." Çok güzel, çok gerçek bir cümle... Kendi geçmişimizdeki, kendimizi kıskanırız, mutluluğumuzu kıskanırız. Ve ağlarız...

üryan dedi ki...

çeker de neye yarar?
zamanı bir an bile geriye aylmak mümkün değilken..

Evren dedi ki...

bilir misin ateşim, zamanla insanın o kana kana ağlamaları; dışarıdan görünmeden ama gören gözler için hissedilen, içeriden ağlamalara bırakır. nadirdir o ağlama, çok daha acı verir aslında, unuttum, gitti, bitti dediğin herşey, içeriden dışarıya çıkmak ister. sen, büyüdün ya, ve olgunlaştın ve geçip gittin ya, içinde tutarsın ne varsa. temize çektim sandığın bütün çalaka kalem tutulmuş notları okursun tane tane, temize çekmek diye birşey olmadığını büyüdükçe anlarsın aslında.

sevgiler...

Pilli Petro dedi ki...

hayat hiç temize çekilmiyor böcüüm aksine kirlendikçe kirleniyor sayfalar kırış kırış olmaktan öteye gidemiyor ...

cüzzamlı melek dedi ki...

böcüüm,

o kadar güzel yazmışsın ki... hepsini okudum, düşün :)

benim pilli petro'm da senin gibidir. ya da yazıdaki gibi. anlatamaz, konuşamaz. en azından "yazı" diye bişi var. rahatlatır insanı...

losstime dedi ki...

gözyaşı büyütür insanı, birde görülmeyen gözyaşları var insanın içine akan. asıl onlardır büyüten

beenmaya dedi ki...

“Geçer” dedi.
“Geçmeyen ne var ki zaten. Bir nefeste geçip gider hem de...Hayat gibi bulur bir yolunu. Tamamlar kendini bir şekilde. Ve devam edersin kaldığın yerden...Bir bakarsın hiç olmamışcasına silinmiş izi. Su gibi. Akar gider...”

Geçti.
Her iç çekişte boğulur gibi. Nefessiz...

Bir gün kara bir gün beyaz. Bazen günyüzüne emanet edip kendini, bazen gecelerde kaybolup giderek. Her gün başka bir bahaneye sığınarak geçti. Her sığınışında yine kendi yalnızlığına geri dönerek. Sevdiğin şarkıları tutarak geçti, sevmediklerindense nefret ederek...

Aynalardan başka yüzlere bakar gibi geçti. Başka yüzlerden kendini sakınıp saklar gibi. Sen sadece kendi içine çakan şimşektin oysa, yağamayan yağmur. Aniden bastıran kara kış, soğuk, kıyamet. Elini uzatıp da açamadığın, dönüp de arkanı kapatamadığın bir kapı aralığında geçti üşüyerek. Son-du bahar. Tekrar gelmedi.

Baka baka geçti avuçlarından kayıp gidenlere. Susa susa geçti kendine, ona, hayata, bildiklerine, bilmediklerine...Tutamadıklarına yana yana geçti. Tutulmayanlara sorgusuz sualsiz...İzini bıraka biraka, ağır ağır geçip de gidiverdi işte. İçine işlenenleri kimse bilmedi...

Bu kadar kolay mıydı diye sordu biri günün birinde. Kolaymış dedin. Hepsi hepsi bir göz yanılsamasıymış aslında. Sadece bir dil sürçmesiymiş. Bir yanlışlık olmuş mesela. Doğrusu kimmiş, nasılmış, nerdeymiş bilinmeyen. Gözünü kapatıp da gerçeklere, yalanlara sustuğunda geçiverdi...

Dilinin ucunda zamansız bir şarkı asılı kaldı sadece. Sözleri unutulmuş. Kimliksiz...

diye yazmıştım bir zamanlar. geçiyor elbet. içine işlenenleri senden başka kimse bilmeyerek...

Efsa dedi ki...

Artık o kadar nadir ağlıyorum ki gerçekte. O kadar içselleştirmişim ki, dışıma yansımıyor akıttığım yaşlar. Bu hesap benimkisi. kimseye şuyum var diyememek, kimsenin de canını sıkmak istememek.

y. dedi ki...

artık ağlayamıyorum kimsenin yanında, tıpkı efsa gibi... sıkıyorum avucumu tırnaklarım kanatıyor avuçiçlerimi. insan kendinden saklar mı ağladığını, ben saklıyorum işte. ama tıpkı özlemek gibi, acının da çoğaldığında, o en çok olduğunda yazılamadığını düşünüyorum. tutmuyorum geçmişin hesabını üstelik, anıların zamanı var diyorum, herşey yeri geldiğinde hatırlanır ve unutulur diyorum, ölmediğimiz için geçirmiyorum anıları gözbebeklerimden... gene de akması gözyaşın, düşmesin göğsüne, ağlarken acıtan bişeye dönüşmesin...

İBRAHİM ORTAÇ dedi ki...

Ağlayamadığın için ağladın mı hiç ve durduk yere ağladığında insanlar toplandı mı başına? ben o günü arıyorum. başıma toplananlara dokunmayın çok bekledim bu günü demiştim... gözden düşen her damla insan olduğumuzu hatırlatır. gözpınarlarının kuruması en kötü olandır.

cüzzamlı melek dedi ki...

böcük,
son kez söylüyorum. her gün yazı yazacaksın... ben işten dönünce okucam. tahtakale'de hep aynı başlığı görmek bende asabiyet yapıyo.
annadın di mi???????????????

Ateş Böceği dedi ki...

Ful yaprakları : Sersemletme kısmı daha çok galiba :)

Ateş Böceği dedi ki...

elif gizem :Öyle oluyor değil mi sanki hiç bir daha mutlu olmayacak gibi..

Ateş Böceği dedi ki...

üryan : Geçmişe değil geleceğe zamn çünkü hep ileriye doğru akar geriye değil ..

Ateş Böceği dedi ki...

Evren :Peki ya öyle nasıl yaşanır ki temize çekmeden ,,hep eskilerin üzerine koyarak yani çürük bir temelin üstüne yeni bişiy nasıl inşaa edebilirizki üstad ..

Ateş Böceği dedi ki...

Pilli Petro : Yeni başlangıçlar hayatı tamize çekmekle başlar..:)

Ateş Böceği dedi ki...

cüzzamlı melek : Canım teşekkür ederim ..

Evet ya birde yazamasaydık halimiz ne olurdu ..

Ateş Böceği dedi ki...

losstime : Asıl içe akıttığımız göz yaşları kör eder gözlerimizi ... Büyütür ama yana yana

Ateş Böceği dedi ki...

beenmaya : Ah be mayam ben ne diyeyim ki şimdi ..

Biliyorsun işte ...

Ateş Böceği dedi ki...

Efsa : Bende tam aksine sürekli ağlıyorum ..Kimsenin canını sıkmak değil niyetim ağlamazsam öleceğimden korkuyorum ..

Ateş Böceği dedi ki...

y.: Her şeyin bir zamnı var ..Her şeyin bir kullanma tarihi olduğu gibi son kullanma tarihi de var ..Ve ağlamak kimsenin canını sıkmak değildir dediğim gibi içindeki irini dılarıya atmaktır..

Ateş Böceği dedi ki...

ipram : Bazen kuruduğu olmadı değil ama yine ve yeniden denediler ..başarılıda oldular..

Dip not : ipram abi sizi aramızda hep görmek isteriz..:)

Ateş Böceği dedi ki...

cüzzamlı melek : aha haa ne demek emret melemm :)))

Journey to Orient dedi ki...

http://shibumist.blogspot.com/

yeni blog adresim :)

sevgiler...

özlem dedi ki...

Ağlamak güzeldir bence de, tıpkı yeri geldiğinde gülmek gibi.
Eskiden hiç ağlayamazdım, şimdi göz pınarlarımda hazır göz yaşlarım.
Yaşlanıyor muyum ne??