20 Mayıs 2013 Pazartesi

KANSER.

Yürüdüm , yürüdüm ki günlerdir durmak birmek bilmeyen bir yürüme isteğiyle yaşıyorum.Yürüken hızlı adımlarla. Oraya saat onda ne ara geldim. Nasıl oldu tam emin değilim. Velhasıl, serin uykularımdan oldum. En son 4 yıl önce böyle bir ruh haliyle baş başa kalmıştım. Kendimi sorgularken bir yandan, inadına en dibe vurmanın her çeşidini öğrenmeye azimliydim ki, çok şükür artık ağlayamaz oldum. Dün bir arkadaşım  aradı. Haberin var mı kanser olmuş dedi. Hani ilaç içip ortalığa boş gözlerle bakan tipler vardır ya hayat beni zamanla öyle birisine dönüştürdü. Kimseyi suçlayacak halim yok.Neşet Ertaş’ın da dediği gibi ‘’Kendim ettim kendim buldum.’ Normal insani ölçülerde büyük tepkiler vermem gereken her şeye artık büyük bir çaresizlikle cevap veriyorum. Ne yapa bilirdim ki kanser olmuştu neticede, gece saat beşte onun yerinde olmayı istedim bi an. Sonra bu istek yerini umutsuzlukla değiştirdi.
Bunun kimseyle alakası olmadığını söylemiştim. Gerçekten de yok ben hayata olan inancımı, güvenimi isteğimi yitirdim. Durup durup düşmekten kolumu bacağımı kırmaktan bıktım. Ben de böyle biriydim ve bunu değiştirmeye gücümün kalmadığını fark ettim. Bir gün önce o kadar çok yürüdüm ki, kalbim yerinden çıkacaktı ve en sonunda onunla yüzleşmeyi başaracaktım. Son anda kurtuldu şerefsiz. Karşıdan karşıya geçerken bir adamın sinirle kornaya bastığını duydum.Büyük ihtimal uykuyla, uyanıklık arası bir yerdeydim ki adamın bana çarpmak üzere olduğunu o an fark ettim. Günlerdir hastalar, hastaneler, doktorlar ilaçlar hepsiyle can yoldaşı olmayı başarmıştım.  Sonra boş verdim.
Dün gece sabaha karşı beşte , ben kendimi  balkonun köşesin de bulduğum da anladım kaybetmenin her çeşidini öğrenmek için gelmiştim ben bu Dünyaya ve ezberlemek için aslında yaşananların sadece bir rüyadan ibaret olduğunu.Hiç bir ölümün , hiç bir hastalığın ve dahi başa gelen hiç bir şeyin iki cümle kadar insanın canını acıtamayacağını. O gün bana araba çarpmadı ve ben hala kanser değildim. Bir gün olsun huzurla yastığa  baş koymadığım hayatta. Şu saatten sonra bu dünyada olan biten her şeyin canı cehennemeydi.Ben yine yandığımla kaldım.

2 yorum:

absalom dedi ki...

sevgili ates...

bir dost senden umutsuzca yardım istediğinde kostun mu yardımına?
bırak kosmayı bir adım attın mı?

benim dünyamda,
bir dost yardım isteyince hersey biter...
hersey bırakılır.
küçük sıkıntılar...
küçük rencideler...
küçük kaprisler.

büyük rencideler hatta.

hayatı soz konusu denince kırıldığın dostunun...
bak risk var denince...
korkuyorum denince.
hayat ya.
can.
saka mı sandın?

aman ben yeterince uğrastım yeterince üzüldüm ne halleri varsa gorsünler benim derdim bana yeter mi dedin?


bırakabildin mi küçük kırgınlıklarını saçma sapan kavgalarınızı?


dostluğu kolay mı sandın sen?
hayatı kolay mı sandın sen ates?

kapatıp kapılarını...
en zor zamanda açmayınca.
sebebi her ne olursa olsun.
bak tekrar soylüyorum sebebi her ne olursa olsun.
açmayınca kapılarını.

kendini elinden gelen herseyi yapmıs dost mu sandın?

hayat benim kanadımı kırdı...
hayat benim kafamı kırdı...
hayat benim kolumu bacağımı kırdı.

kırmadı atesim.
sen hayatı kırdın.
sen hayatı kırıyorsun.
farkında değilsin.


oyle kolay uyunmuyor iste.
e bu senin deyiminle...

gaddar acımasız hayat denen sey boyle.


Erkan Şen dedi ki...

Bir gün bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi... :) Ama Absalom'a sonuna kadar katılıyorum... Noktası virgülüne kadar...