7 Mart 2012 Çarşamba

BAZI CÜMLELER



Mutsuzken mutluymuş gibi yapmayı ilk okul ikinci sınıfta kafamın üstüne düştüğüm de  öğrendim.O kadar çok canım yandı ki , gözümden yaşlar akmaya başladı herkes ağladığımı sandı oysa katıksız gülüyordum sırf  kimse bana gülmesin diye.Ben böyle biriyim acınacak halime hep gülerim..Sonra öğretmen geldi üstümü çırptı korkma  geçer dedi.Tam söylediği gibi oldu  1 ay sonra kolumda ki alçı çıktığında geçti.Geçmeyen ne vardı her şey geçerdi , yerine yenileri gelirdi .Mahalle de bir köpeğimiz vardı .İsmi '' duman ' .Hayvanın kuyruğuna teneke bağlar kovalardık.Bir gün yine böyle ,kovalarken gözümüzün önün de araba çarptı , tam o esnada sanırım beyni parçalanmış.Kabul edersiniz ki bi canlının beyninin  parçalanmasına şahit olmak benim için fazla ürkütücüydü. Koşarak eve gittim olanları ablama anlattım , ablam bütün umursamazlığıyla üzerimde ki beyin parçalarını yıkayıp , üzülme unutursun dedi.Unutulmayan ne var sanki ben de unuttum.Benim annem çok güzel bir kadın değildi .Ama öldüğün de öyle güzeldi ki , kimse onun bir ölü olduğuna inanmadı cenazesin de  gülen tek , ölüydü bence .Hastane de yatarken bir bardak su karşılığında teslim etmiş ruhunu .Su ne güzel bir şey dedim bunu anlattıklarında annem demek ki benden daha çok seviyordu su içmeyi.Çok ağladım , hala ağlarım , çok sık ağlarım ben aslında hep ağlarım .Cenaze de teyzem geldi yanıma elinde bir bardak su hadi iç bunu alışırsın dedi. Alışılmayan ne vardı , alışılırdı elbet ben de alıştım.Sonra teyzem de öldü.Benim teyzem sanılanın aksine hastalıktan değil mutsuzluktan öldü .Akrabalarımı sevmem , mecburi olmadığı surece görüşmem zaten insanlarla anlaşma konusunda çok başarılı birisi değilim.Ama teyzem bir başkaydı .Benim de mutsuzluktan ölme ihtimalim yüksek.Ve kaderim de  ona  benzedi..Teyzemin öldüğü gün ben durmayı öğrendim 18 yaşındaydım.İlk sigaramı o gün yaktım.

Bugün sabah  canım sıkıldığında ki , mutlaka bulurum bir şeyler.Karşıma geçip aynı cümle içerisin de   unutursun , geçer alışırsın hele bi dur bakalım diyen arkadaşımın yanından hemen  uzaklaşıp civarda ki en yakın kasapta , gözüme kestirdiğim ilk bıçakla  şah damarımı kesmek istedim.Bak işte biti ve bunların hiç birisine gerek kalmadı demek için.Ama daha kolayı ilk okulda öğrendiğim gibi çok mutsuzken , çok mutluymuş gibi yapmak. Sonrası zaten yok hepsi bu kadar.


8 yorum:

Must. dedi ki...

Boksla ilgilendin mi hiç?
-Bu seni üzer mi bilmiyorum ama- seni okumak bazen yumruk yemiş hissi uyandırıyor. Beklenmedik, sürpriz yumruklar da değil ayrıca. Bile bile dayak yiyor gibiyiz.

İbrahim dedi ki...

Okuduğum her yazında bir parça bulurdum kendimden. Ama bu yazında kendimi buldum tamamen. Yazın içine aldı beni şuan yalnız olsam belki dökerdim belki bir kaç damla...
Must'un dedıği gibi bile bile yumruk yiyoruz yazılarında yüreğimizden. Alıştık galiba her yazında bir yumruk yemeye...
Tesekkurler bu guzel yazı ıcın...

Ateş Böceği dedi ki...

Must.:Eğer boksör olsaydım büyük ihtimal çok dayk yerdim iyiki değilim.Hı boksör olmadın ne oldun diye sorarsan hiç bir şey olmak her zaman birinci tercihim.:)


İbrahim:Dayak atmayı her şeye rağmen yinede pek beceremiyorum.

Parpali dedi ki...

Benim için ne kadar değerli olduğunu söylememin, mutlu olmana azıcık da olsa katkısı olur mu bilmiyorum ama, ben yine de söyleyeceğim. Hep söyleyeceğim.

Ateş Böceği dedi ki...

O değilde tülülü neyse zaten ben çok konuştum bugün .Ben de seni sevorum ve fakat kendimi sevme konusunda fazla kötümserim.

şafak dedi ki...

: )
sakat yazı olmuş doğruya doğru
makul bi yorum bekleme o yüzden uyarmadı deme : )
hani bu gibi anlarda
hani içimizde besleyemediğimiz durumlarda
gönüllü polyanna ekipleri olsa keşke diyorum bazen
tıpkı ambulansla gelen ilk yardım ekipleri gibi
maaşlı olmasın evet : )lütfen gönüllü
diyorum sonra
böyle saçma sapan şeyler düşünüyorum diye kızıyorum kendime : )
neyse,
alışmaya gelince yazıda geçen haliyle
parça parça hissizleşmeyi çağrıştırıyo bana
parça parça uzun bir uyuşmaya düşmesi gibi içimizin
buna ihtiyaç duyuyo bence
çünkü bunu yapmasa delirebilir o iç ağrıdan
o bıçağı tutar ve düşünmeden çok kere vurur bileklerine en keskininden
çünkü dayanamaz
ki bunca acı veren şey varken
herşeyi en hissedilir haliyle yaşamak
ve her acıyla tekrar tekrar acımak
en hissedilir şekliyle telafisiz kayıplarımızla yüzleşmek
korkunçtur
ve dayanılır değil
o yüzden var alışmak bazen
azar azar ölebilelim diye
bir anda olmasın diye
içimizin çabalamasıdır
ölümü zamana bırakmaktır alışmak
yada buna yakın bişeydir
ne bileyim ben : )
/çok karamsar şeyler yazacağını farkedince
telaşla yorumu bitirmek : )/

infantulus dedi ki...

yayın dışı;
dile gelmiş duyguların,
hissetmemek için taş olmak gerek
mutsuzken mutsuz
mutluyken mutlusundur
başka bişey değil,ağlamak..

unutmazsın
geçmez
alışamazsın
ama
zaman geçer
;
acı tatlı yaşayıp gidiyoruz
dilerim ki
sağlık olsun
iyi hayırlı bir eşin
iyi hayırlı bir işin
hayırlı evlatların olsun,
gerisi boş;
yaşama tutun,sev...
bana bir can demişti "sev"..nefret dol insanlığından çıkmış ben bile sevdim bir süre sonra...

kusuruma kalma,hoşçakal, iyi geceler

ruhgezgini dedi ki...

fena halde ağır bir günün ardından mutsuzluğun tarifi,tasnifi,tahsili. Sanırım insanın başkalarına aksini çok sık söylediği ama kendine hiç yutturamadığı yegane duygu.