9 Şubat 2012 Perşembe

ÖĞÜT


Babam ' bir olay ya da her hangi bir iş için karar verirken düşünmeden karar verme '' der. Ben de büyükleri karşısında sıkılan ve bu sıkıntıyla sessizleşen her insan gibi tırnaklarımla oynarım.O çok öğüt verip , az sorumluluk alan ve çok konuşan bir insandır.Her söylediğinin koşulsuz şartsız kabul edilmesini bekler.İstediği olmayınca öfkelenir , sinirlenir ama kararlarını verirken çok düşünür . Misal geçen gün çocukluk arkadaşının öldüğünü duyduğunda gidip gitmeme konusunda çok düşünmüş.Sevmezdi Mehmet amcayı , ona göre fazla sevecen bir insandı ve babam sevginin gösterilmemesi gereken bir sır olduğunu sanıyordu.Bir gün kahvede  sağlam bir kavga etmişler bir dahada konuşmadılar.. O düşünürken pek tabi kimse onun kararını vermesini beklememiş şehrin en güzel mezarına ebedi istirahate göndermişler Mehmet amcayı.Ölüyü en kısa sürede gömmezseniz malum çürür, çürüyen et kokar ve kokmuş bir insan ölmüş bir insandan çok daha kötüdür.Şimdi niye gitmediğini düşünüyor  , tırnaklarına bakıyor sık sık.Ben verdiğim hiç bir kararın üzerine çok düşünen birisi değilim .Sanırım genetik denilen faktörler bazı duygularımızı fazlasıyla ele geçiriyor , çünkü ; bunun karşılığı ablama göre sorumsuzluk.Ve ben bu yönümle babama benzemekten hoşlanmıyorum.Ablam sorumluluklarına fazlasıyla bağlı ve çok komik kadındır.O daha çok anneme benzer.Gülerken katıksız güler ,ağlarken sanırsınız ki yer küre yerinden oynuyor hıçkırıkları iki sokak öteden duyulur.Aslında ablam babamın en sevdiği kızıdır.Ben hiç 'babacım  demem , ama o hep sesine kadife bir kumaş melodisi yerleştirip billur sesiyle '' babacım '' der.Babalarıyla iyi anlaşan çocuklar hep 'cım,cim,cum' ekiyle konuşurlar .Ben bu tarz konuşmayı sevmem.

Hiç unutmam bir gün beni karşısına alıp .Bir sürü öğüt vermişti..'Evet ,hayır ,olabilir,bilmem gibi cümleleri saymazsak karşılıklı ilk ve son konuşmamız oldu.Yaprak yeşili gözlerini üzerime dikti ,ben önce duvardan yardım istedim tam söylediği her şeye inanmak üzereyken ,tırnaklarım imdadıma yetişti.Çünkü ;konuşmasına atasözleri ,deyimler nükteli cümleler , benzetmeler ekliyordu.O an dışarıdan bakan biri babamın  şair olabileceği fikrine kapılırdı.Yoksa bunca ata sözünü ezberinde tutuyor olması çok anlaşılır bir şey değil.Ama benim babam şairleri sevmez , ona göre yazarlar ,şairler,sanatçılar paranın çokluğundan ne yapacaklarını şaşırmış insanlardır.Aslına bakarsanız ben de babamı pek sevmem .Parmağında dedemden kalma bir yüzük vardı.Dedem ölmeden önce devir teslim törenlerinde ki gibi büyük bir ciddiyetle ona bırakmış .Zaten dedemin    bütün parasını amcama bırakıp bu gümüş yüzüğü babama bırakmış olması dedeme çok yakışan bir davranışmış.Çünkü ; dedeme göre amcam babama oranla daha  otoriter bir insanmış.Amcam kendisi ölene kadar yengemi dövdüğü için otorite sahibiydi.Dedem otorite sahibi olan insanlara hayranlık duyardı .Sanırım Hitleri de bu yüzden seviyordu . Ben  dedemin yüzüğünün, babamın durdurma düğmesi olaması için çok geceler dua etmiştim.'Şimdi kalkacam yüzüğe dokunacam ve puf orada duracak.Anladığınız üzere hayal Dünyam sandığınızdan çok daha geniş ama gerçekle alakası yok  .Babam o gün çok konuştu ve ben onu duymamak için, içimden '''yüksek ,yüksek tepelere ev kurmasınlar '' isimli şarkıyı seslendirdim. Ben böyle biriyim hiç olmayacak yerde hiç olmayacak şarkılar dolaşır içimde.O konuşurken   söylediğim bütün şarkılar  bitti ,benim tepkisizliğim karşısında sinirden kızaran  babam daha çok konuşarak odadan çıktı Ve ben kırmızı kumaştan yapılmış saçma sapan bir kanepenin üzerinde tırnaklarımı yemeye ilk o gün başladım..




3 yorum:

Pilli Petro dedi ki...

:(( bişi diyemem ki

infantulus dedi ki...

babalar ve kızları
ama babadır
sadece ablanı değil
seni de sever;
evet bazı huyları ile anlaşamazsın, hangimiz diğerinin tüm huylarını mükemmel uyumla kabul ettik ki;
kim bilir babasından çok sevgi görmemiştir,kadı döven amcayı oteriter bulan deden karşısında kim bilir o da tırnaklarını yemiştir;)

ben evlenene kadar babacım annecim diyemedim,demezdim,içimdekini pek çıkarmazdım...sanırım azbuuk huy değiştirdim;bende babamla siyasi konularda inatlaşırım ve sonra değer mi derim,deymez tabiki üzmeye kırmaya;yinede eşeklik eder fikrimi babamın kelimeleriyle söylerdim,tansiyon çıkar ve düşer;asıl olan hayat bizi bazı ailemize yeterince zaman ayırmakta zorlandırmasında...
hmm,baban sana tavsiye vermiş ya,bu da sevgi göstergesi...bazı huylar tuhaf ters gelse de sa salimken sıkı sar,kucakla,illa bedenen değil,illa yapmacık değil,sadece içinden geldiği gibi...

hoşçakal

Nehir İda dedi ki...

Sevgisini ifade edemeyen insanların çok daha derinden, hatta biraz daha fazla insanın içine işleyen sevgileri olduğunu düşünürüm. Fakat bu iltihaplı doku gibi mutlaka deriyi yırtıp akması lazım ki rahatlatsın insanı. Aksi halde çok acır. Bulunduğu yere zarar verir. Düşünme şekli bile değişir. (bu ara bu sorunlar var ya örnek de öyle oldu)
Bazı kızlar babalarını çok sever. Ben onlardandım.