20 Ocak 2012 Cuma

ŞEKERLİ EKMEK

Bir karşı komşumuz vardı.İsmi Perihan ama nedense o kendisine Peri denilmesini severdi .Sokakta ki çocuklar bile Peri derdi.Bir takım  insanlar böyledir doğdukları günden itibaren kendileriyle kavgaları başlar.Ama  onun farkın da olmadığı şey ismine yakışan bir insan olmasıydı.Gerçekten Periye benziyordu.Uzun sarı saçları güneşin kendisiydi sanki.O kadar mavi bir göz hiç kimseye  bu denli yakışmazdı.Gözlerini kesin Deniz Tanrısı hediye etmişti.Çocuğu yoktu , sanırım  bizi de sevmiyordu.Bir kaç kez evlerinin bahçesinde yakalandığımızda belki de bu yüzden '' Ama güllere koparmayın olur mu diye kızdı.''Gülleri çocuklardan daha çok seviyordu.Bir kocası bir kendisi o kadar.Kimseyle konuşmazlardı .Zaten kocası her zaman asık suratla dolaşan.tuhaf bir adamdı .Bazı adamlara tuhaf olmak fazlasıyla yakışır ama Peri'nin kocası tuhaf olmakla birlikte  fazla gizemliydi.Kimse ne iş yaptığını bilmiyordu  , ne kadar maaş aldığını , nasıl geçindiklerini ve buna benzer bir çok ayrıntıyı sanki çok gizli bir sırrı saklıyorlardı..Tabi bu gizem mahalle kadınlarının ekmeğine yağ sürüyordu..Dedikodu ne tatlı bir şey , yaz günleri kapı önün de yapılınca.Biz ajan olduğuna inanmıştık önceleri.Hiç konuşmuyordu , hiç gülmüyordu hatta yaşamıyordu .Sonra öğle uykularımızın kabusu oldu bizi hep onunla korkuttular şimdi çağırıyorum Peri'nin kocasını diye diye öğlen uykusuna yatardık.

Çok sıcak bir yaz günü ,bir kaç arkadaş çamurdan kendimize çanak çömlek yaparken .Peri'nin kocası belirdi mahallenin köşesinden.Sanki çok karmaşık bir havuz problemini tek kalem hareketiyle çözmüş gibi gülümsüyordu. .Hızlı adımlarla yaklaştı.Onu gülümseyerek ilk defa görüyorduk daha da şaşırtıcı olan bize selam verip cebinden bir sürü çikolata çıkarmasıydı.O günden sonra belirli aralıklarla Peri'nin kocası bize çikolata getirdi.Sonrasın da kimsenin tarifini bilmediği Peri'nin şekerli ekmekleri geldi.Gerçekten Periydi  ,ya da biz şekerli ekmeklerden büyülenmiştik.Mutfakta yakalanmak pahasına bir kaç deneme ben de yaptım ama hiç birisi Onun yaptıkları kadar lezzetli olmuyordu.Bazı insanlar tuhaf olsalar bile mutluluğu bir gün de bula biliyorlar.

O yaz boyum 3 santim daha uzadı.Kapının kenarında ki çentiklerden anlamıştık bunu.Babamın her türlü kızmalarına rağmen kırmızı tahta kalemle boy ölçümüzü alıyorduk.Daha o zamanlar uçlu kalemler yoktu.Sanki saçlarım da uzamıştı bu kesinlikle dalan sabunun mucizesiydi Okulun başlamasına çok az bir zaman kala Gülnurla sıcaktan uyuşmuş gövdelerimizi , mahallenin tek sahibi gibi duran erik ağacının altına saklamıştık  .Gülnur benim arkadaşım , insan bunca esmer birine neden Gülnur ismini koyar hayret.Ne güle benziyordu ne de nura bazı insanlar gerçekten isimleriyle çok zıt bir hayat sürüyorlar. Sürekli sakız çiğnerdi , erik ağacının altında yine  sakızı ne kadar büyük şişirdiğini gösterirken.Periyle kocası göründü köşeden.İkisi de sanki aynı havuz problemin de boğulmuş gibiydiler. Bize hiç bakmadılar,gülmediler ,konuşmadılar.O günden sonra Peri'nin kocası tekrar eskisi gibi tuhaflaşmaya başladı.Peri evden dışarı çıkmıyordu. O gün ne oldu bilinmez ama bir gün de gelen mutluluk , bir gün de gitmişti.

Bir süre sonra biz  Peri'nin şekerli ekmeklerini unuttuk Peri de bizi görmezden gelmeye başladı.Günler hızla akıp gitti.O yaz ben çamurdan tava yapmayı iyice öğrenmiştim.Dedikoducular Peri'nin yerine mahalleye yeni taşınan kavgacı kiracılarla uğraşıyorlardı.Zaten okul açılmış , yeni kitap defter kokusu başımızı döndürmeye yetmişti .Büyüyünce geçmeyen zaman çocuklukta su gibi geçiyor. Bir gün okul dönüşü koca bir kamyonun bizim evin önün de durduğunu gördüm. Ne olduğunu bilmiyorduk ne ben , ne de yanımda ağzında ki sakızı patlata patlata yürüyen Gülnur.Birden dua etmeye başladım.Bir şey olmuştu ve çocuk olduğum için benden gizliyorlardı.Peri'nin kocası bizimkileri öldürmüş olabilir miydi ?Kesin onun bir parmağı vardı bu kamyonda.Gülnurun sakız sesiyle birlikte bir sürü soru kafamda koşmaya başladım sanki yol uzadı ben daha çok küçüldüm.Evin önüne geldiğimiz de bizim eşyaların kamyona yüklendiğini gördüm.Sonra abim belirdi kapıda taşınıyoruz dedi.Hiç anlaşamazdık zaten başkası dövse sinirlenir ama kendi sıklıkla döverdi .Bütün abiler böyle sanırım sevgilerini bu biçim gösteriyorlar.Çocukluk taşınmanın yükünü kaldıramaz diyemedim. Desem de beni dinlemezlerdi.O gün evde ne var ne yoksa bir bir taşıdılar , kapıyı almayacak mıyız ? dedim.Abim güldü .

-Kızım kapı sökülür mü hiç ?Hem sen büyüdün artık
-Ağlamaklı bir sesle çok saçma dedim .Bu sözü de yeni öğrenmiştim. Ama çok uygun bir zaman da kullanmak için kimseye söylememiştim.Sanırım en uygun yerde kullanmıştım..

Eşyalar taşınırken büyüdüğümü düşünen babamın aksine , annem küçük olduğumu söyleyip karşı evin bahçe duvarında oturmaya zorladı.Büyükler bir birleriyle hiç anlaşamıyorlar dedim Gülnura.Oda boşver al sakız çiğne dedi.Biz sakız çiğnerken Peri  elinde şekerli ekmeklerle belirdi.Hemen aldım biz Gülnurla şekerli ekmek yerken  annem geldi .''Perihan hanım valla çocuklar bu yaz sizin kurabiyelerle doyurdular karınlarını ''dedi Bir birlerine bakıp gülümsediler .Annem çok komik kadın şekerli ekmeği kurabiye sanıyor dedim Gülnura.Biz de gülümsedik.Gülümsemek ne güzel şey bir başladı mı domino taşı gibi insandan insana geçiyor.

Eşyaların taşınması bitince Kamyonun arkasından Gülnur bak bu sefer senin için şişiriyorum bu sakızı dedi.Ben ağlamadım.Ama o gün  şekerli ekmek sandığımız şeyin kurabiye ,bizim ajanın işsiz bir mühendis ,Perihan teyzenin hamile ve  çocukluğun en büyük düşmanının hayal kırıklığı olduğunu öğrendim.Anlaşılan öğrenmek büyümek kadar saçmaydı.





3 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Bugün benim için çok farklı oldu yazdıklarını okumak. Hani ihtiyaca denk düşer ya işte öyle oldu çok çok güzeldi.Çocukluğu ile şimdi arasında sık sık gidip gelen bana nasıl iyi geldi.
Çok teşekkür ederim ama canı gönülden ederim sarılarak sana.

Parpali dedi ki...

"Kapıyı almayacak mıyız?" :) Çocukken kesişmiş olsa yolumuz, ben seni yine en az bu kadar severmişim. Eline sağlık.

Evren dedi ki...

gülümsedim... dudağımın bir yanında hüzün birikse de... öptüm. gittim.