6 Kasım 2009 Cuma

KUYU...


Gel sen ne çektiğimi birde bana sor. Nerde nasıl yaşanmır birde bana sor.Evlerin ışıkları bir bir yanarken .Bende ki karanlığı gelede bana sor...


Ne zaman bu şarkıyı dinlesem irkilirim .Bazen yıllarca yaşadıklarınız yetmez içinizdekileri anlatmaya .Ve bazen tek bir satır,tek bir ses,rodyoda şansınıza çıkan bir şarkı bütün yaşadıklarınızı anlatı verir işte

Hayat öğretiyor insana herşeyi.Kırıkları tamir etmeyi de zamanı geldiğinde kırmayıda.Bir çok duyguyu sırtlayıp omuzuna dipsiz bir kuyunun başında nöbette beklemeyi de.Her insanı başında nöbet tutuğu bir kuyusu mutlaka vardır .Zaman zaman içine düştüğü.Bunca kırıkla nasıl yaşanır ki sorusunu kendisine defalarca sorduğu.Ömrüne ömrü değmiş her bir insanı aradığı. Kimi zaman geçmişin keşkelerini attığı .Kimi zaman da geleceğin kaygılarını .Bazen de hepsini toplayıp bitmiş bir aşkın güncesini tutmuştur kuyunun başında sustuğu,durduğu,yorulduğu..


Şimdilerde o kuyunun başında ben önümde bir sürü cam kırığı.'' Açık yara misali yüreğimin hali''bir avuç kum gibi akıyorum zaman yada su gibi ve hatta zamanın kendisi gibi boşluğa.Diğer insanlarla aramda saat farkı varmış gibi yaşıyorum hayatı .Günde bana üç dört kez akşam oluyor.Böyle zamanlarda atıyorum kendimi sokakalara .Yürüyorum durmadan duraklamadan .Biliyorum eğer durur bakarsam hayata yaşamak dahada zorlaşacak.Kırılgan köprülerde yürüyorum çoğu zaman.Bu kadar çok yürümekten mi yoksa sürüklenmekten mi yada doğarken bile acele etmemdenmidir bilmiyorum .Hep bir kederle yaşıyorum hayatı.Ama öğreniyorum bir daha eskisi gibi kimseye büyük anlamlar yüklemem gerektiğini.



Yol bittiğinde gerisin geri kendi mabedime dönüyorum.Yani sığınağıma .Koltuğuma oturup bir sigara yakıyorum .Sokak lambasının ışığına takılıyor gözlerim başlıyorum kendimle olan savaşa.İçimdeki ses '' biliyormusun diyor Kırılan bir vazonun parçaları yeniden birleşmiyor '' Şaşırıyorum bu gerçekliğin farkındalığına ve ilk defa aynı fikirde oluşumuzun yankısına.O anda sanki aşılmaz bir duvar önünde duruyorum .Her şey değişiyor , her şeyin adı değişiyor,her şeyin kokusu,izlediğim manzara ve hatta ben bile.Öylesine kırılmış ve öylesine yanlış ezberlemişim ki dünyayı karanlığın acemisi olmamdandır gözlerimin her gece o sokaka lambasına takılı kalması.



Gece bitipte sabah olmaya yüz tutunca .Rodyoyu açıyorum ve dilek tutuyorum çıkacak şarkıya ...

Ne gemiler Yaktım.Ne Gemiler Yaktım.O Kadar Yandı ki Canım Sondu Karşıdan Baktım.... Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım...








3 Kasım 2009 Salı

YAĞMUR VE MASKE ...




Dün gece hiç uyumadım...

Bütün gün ve gece bardaktan boşanırcasına bir yağmur vardı Çukurovada.Çocukluğuma gitti aklım .Her yağmurda kendimi sokağa attğım o günlere .Ben yağmuru çok severim .Her yağmurda pencere kenarına geçer ayaklarımı sallandırır büyüdüğümde olmak istediklerimle ilgili hayaller kurardım .Mesela dünyayı gezecektim.Sırt çantamı alıp kendi hayallerimin peşinden koşacaktım .En büyük isteğim büyümektim ve ben büyüdüm.Böyle olacağını bilmeden .Her sabah uyandığım da yeni bir maskeyle buluyorum kendimi ayna karşısında. ..


Bir süre pencere kenarında elimde kahve kokusuyla bunları düşünerek şehri seyrettim .Gelip geçen arabalar Telaşla bir yere yetişmeye çalışan insanlar .Keşke dedim kendime keşke .Hayatın bir dur düğmesi olsa ve ben çocukluğumun yağmurlarında durdursam hayatı.Ne güzel olurdu hayalleri yeni baştan kurmak .Durdurup hayatı bir yerinde herşeye yeniden başlamak .Gün geliyor insan çakılıp kaldığı yerden hiç kalkamayacağını sanıyor .Yada ayağa kalktığında ruhundaki yaraların berelerin arttığını fark ediyor.Ne yaşanırsa yaşansın öyle yada böyle insan bir daha asla geriye dönemiyor..


Pek konuşkan değilimdir hele kendime karşı hiç.Yaşım büyüdüysede büyümedi içimde ki çocuk çünkü: yüreğime yerleşmiş kararsız diğerim .Bir yanım kalk gidelim derken diğer yarım durduru beni.Peki ya her gün taktığım maskeleri söküp attığımda ne kalır geriye elimde avucumda .


Şimdilerde aynada ki suretime bakıyorum hangisi benim hangisi oynadıklarım .Hayatımın ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime .Bunun cevabını veremiyorum kendime ..Herşeye rağmen anladım ki hiç bir acı sonsuza dek sürmüyor hiç bitmeyecek sandığımız acılarda günü geldiği zaman bitiyor .Ama hayatta bazen bedeller peşin ödeniyor....







ALTINA İMZAMI ATARIM


Atmamak mümkün mü..?? Çok söz var söylenmesi gereken ama ...O zaten gerekeni yapmış ve tek bir cümleyle açıklamıştır ...


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünün altına imzamızı atıyoruz.

Ülkemizin birlik ve beraberliğini korumak, kardeşlik duygularını pekiştirmek adına Atamızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da Anıtkabir'de ulu öndere sunulmak üzere Birmilyonkalem.com (1MK) sitesi imza kampanyası başlattı.




Sizde bu kampanyada yer almak istiyorsanız rotanız: ALTINA İMZAMI ATARIM