20 Ekim 2009 Salı

ANNEME VE DOĞUM GÜNÜME DAİR...




13. Doğum günümü Unutamam
Ve hatta hiç bir doğum günümü
Düştüğümde bir tek
O severdi yaralarımdan beni ...
Ekimdi Gitti
Annemdi...


17 Ekim 2009 Cumartesi

HAYAT BİR MUCİZEDİR



Hayat bir mucizedir ve bu mucizede insan kendi hapishanesini kendisi yartır.Anahtarı elindedir ama görmez yada görmek istemez.Kimisi çok koşar telaşları hep bir sonra ki güne kurulmuş ,planları ve yetişmesi gereken zamanları vardır .Kimisinin hayat önünden geçer gider dokunmaz etlisine ,sütlüsüne .Uzaktan geçen bir yolsur hayat ve gözünün daldırır derinliklerine ama yola koyulup yürümek aklına gelmez .Bazende her ikisini de yapar insan çok koşar yorulur.Sonra izler sıkılır ne yapacağını bilmeden sonbahar rüzgarında sararmış bir yaprak gibi ordan oraya savrulur. Bir çok insan vardır .Hayattadır ve yaşadığını bilmez ve yine bir çok insan vardır aslında yaşyordur ama hayatın ne olduğunu bilmez.


Peki sen neresindesin bu söylediklerimin .Hiç bir zaman yalnız kalmak istemedin .Ama kaldın .Kendi hapishanenin anahtarı elinde dururken .Sen mahkum olduğunun farkına varmadan .Çok koştun çabuk yoruldun Kim bilir belki de kendi parçalarını yok edip başka hikayelerden kalan kırıntılarla bir bütün oluşturmaya çalışmandandır bu olanların hepsi ..


Sanki içinde bir başkası varda Görünenin ardında .Söylenenin gerisinde .Bir sabah kalkıyorsun hayatın küçük şeylerden var olduğunu düşünüp karışıyorsun güne,geceye . Ertesi sabah kalkıp dünün tam aksine bu dünyaya sıkışıp kalmış kayıp bir ruh olduğunu düşünüp dayanamamıyorsun hayatın acımasızlığına .Günüde ,geceyide zehir ediyorsun kendine .Zor bir seçim seninkisi Onca şey olup biterken .Bu söylediklerimin hangisi olacağına karar verememiş bir dünyanın kayıp şehrisin ...


Yalnızlıktan şikayet etme .Ne çok koş yorul .Ne de dur.Hayat bir mucizdir bunu ta en başında söyledim .Şunuda ekleyeyim .Kendi isteklerini gerçekleştiremeyen insanlar hep başka hikayelerin kahramanlarını konuşurlar .Çünkü ;Onların hayatları yeteri kadar renkli değildir . Hayat senden hep beklemeni ister .Sen bekledikçe bir mucizenin gelip seni ordan çıkartacağı umuduyla yaşarsın .Halbu ki yaşadığın anların hepsi bir mucizedir ve sen farkına varırsan kendi mucizenin kahramanı olursun .Ne zaman ki başka hayatları konuşmayı bırakıp kendinle ilgili kararlar almaya başların .İşte orda senin mucizen başlar ...




13 Ekim 2009 Salı

DÖNÜM NOKTASI


Hani insanın hayatında bir çok kırılma noktası olurya .Yönü değişir ,hayatı değişir belkide kişiliği değişir .Benimde oldu hem de o kadar çok ki .En dipsiz kuyuların içinden tek bir hamleyle çıkmayı başardım .Yada bir gün uçurumun kenarına geleceğimi bile bile ne söylediğimden vazgeçtim ne de özümden.İnsan her şeyi görüyorda hayatında en çok anlaşılamamak acıtıyor galiba canını .Her acı yeni bir şey öğretti bana .Günü geldiğinde en yakının bile basamak yapar seni ve sen üstesinden gelmek için günlerini belkide yıllarını harcasın .Hiç birşey eskisi gibi olmaz .Olmayacakta . Olmadı da

Hayatımın dönüm noktaları çoktur ama en önemlisi .Bir gece yarısı bir rüzgarla başlayan ve yerini frtınaya bırakan kavgadır .Sonrasında çok daha kötülerini de gördüm ama hiç birisi o gün olduğu kadar canımı acıtmadı ..Geçti elbette ..O gün bütün hayatımın akışı değişti .Kin tutmadım kimseye .Sonrasında uçurumun kıyısında çok döndümse de .Bırakmadım kendimi boşluğun kendine çeken cazibesine.Aldanmadım ama aldırışta etmedim .


Şimdi bir karar aldım .Belki de daha zor günler bekliyor beni .Bırak beklesin diyorum içimde ki sese ama yinede kimseye basamak olmak niyetinde değilim .Her bir söylediğim sözümün arkasındayım .Vicdanı ma yani kendime hesabını veremeyeceğim hiç bir sözcüğün cümlenin kelimenin altına imzamı atmadım şimdide öyle yapıyorum .Bir pire için yorganı yaktım .O yorgan yanarken ben uzaktan seyrediyorum elbet günün geldiğinde .Pireninde başı ezilecektir ben çok uzaklarda olurum ama dünyanın adaleti yine kendini gösterir.Bugünde ve geçmişte olduğu gibi önüme düşer ve ben yine elimi uzatırım ..Çünkü ben iflah olmaz bir aptalım...
...

6 Ekim 2009 Salı

AŞK BİTERSE


Gökyüzünün mavi sürmesi yüzünde..
Samanyolu dökülür gözlerine
Gülün tam ortasında gözlerin
Bir istasyondayım
Beklenensin
En olmadık zamanlarda
Aklımda gülüşün
Karanlık bir gecenin ortasındayım
Ürkek ...
Bıçak sırtı bir yalnızlıkta
Tuz basıyorum yarama
Gecem de ,günüm de ,düşümde de
Umudun yolcusu oluyorum sana her bakışımda
Peki ya aşk biterse..??
Ne kalır geriye
Kirpiklerinin buz tutuğu bir gecede
Yığınla hasret..
Ayazın tam ortasında kara kış kalır sadece...







3 Ekim 2009 Cumartesi

EMANETÇİ




Alışmadık zamanlarda çıkıyor karşına hayat..Sen sürüklüyorsun ve hatta sürükleniyorsun başkalarının emanetleriyle birlikte .Sen hayatın içinde kaybolmuş bir bedensin de ruhun gökyüzünde bir yerlerde senin ordan oraya çarpışını izliyor.Neresinde duracağını bilmediğin bir kör ebe oyunun da ebe olmayı daha en başından gönüllü olarak seçmişsin .Oyuncu olma sırası sana geldiğinde kendiliğinden tuzla buz olmuş bir hikayenin kahramanına dönüşüyorsun oyunun beklenmeyen bir yerinde.


Yaşamıyorsun sen ...Yaşıyomuş gibi yapıyorsun sadece.Gökyüzünün kutsanmış maviliğine aldırış etmeden .Başkalarının sana biçtiği rollerin üzerine oturmayan bir elbise gibi duruşunu buluyorsun ansızın karşında.Bu bol pespaye görüntüne aldırış etmeden kendi hikayenin kahramanı olmak yerine başka gönüllerin eskilerini topluyorsun heybende.Hep kıyıda köşede kalmış kırıntılarla avunup kendi varlığını başka ömürlere paspas ediyorsun.Yanacağını bile bile sokuyorsun elini ateşe .O kızıl yalnızlıkta yanarken kendi derin kuyularında belki söner diye yangın daha çok ağlıyorsun sana yakılan ateşin farkındalığıyla.Oysa bir dönüp baksan etrafına .Hayat sana rağmen ,bana rağmen ve olup biten herşeye rağmen durmaksızın akıyor...


Ağlıyorsun heybene koyduğun her bir eskiye ve hatta hayatında bir kez gördüğün insanların emanetlerine bile .Onca aşka ,zamana bir film karesinde gördüğün adama ,kadına herşeye ağlıyorsun belki de ama en çok kendi yaralarına kanıyorsun nedenini niyesini bilmediğin bu kalabalıkta .Heybende kendine yer bırakmıyorsun. Asıl kendi hikayende gülünecek onca anı piç edip.İnatla ağlıyorsun hep başka hikayelerin kahramanlarına...



1 Ekim 2009 Perşembe

SİLÜET


Silüettin önce perdelerin arkasında kahve rengi gözlerinin güncesinde .Tek hecelik sözcükler dizimin de kaybolmaya musait bir hayattan ibarettin sayteydin belkide.Pazarlık götürmeyen bir zamanın kurgusunda oyuncuydun sadece. Beklemekti asıl yoran beni.Kendi evreninde dönmeye alışmış bir yaşamdım . Ta ki gözlerin tenimi delip geçtine ve yüreğimi yakıp kül edene kadar.Değişti (m) dönüştü (m)... Geçmez sandığım yaraların yerini ,yarınların özlemi sardı ..Aklın oyununa uymuş yüreğim anlamamsa uzun sürmedi..

Bir insanı sevmek acıtırmı yüreği.Acıtırmı seveni ,sevilenin gözleri...Uzaklardasın belkide bir bahar tazeliğini yaşıyorsun kendi ikliminde .Oysa kış kapıda.Ben kendi ellerimle kürüyorum kapımda ki karı .Süpürüyorum eskilerimi.Sandıkların içinde gizli kalmış bir ömrün özensiz ,öznesiz günlerini.Yinede özledim seni tenin teni yakmasıydı sanki her buluşma.Bu kadar acırken insan acıta bilirmi başka ellerede kendi yüreğini.Daha çok acısın diye harcarmı ömrünü.


Baharı beklemekten usanmış bir dal yaprak gibiyim.Kendi gölgemden korkar oldum .Ama bir rüzgar eserse .Ah o rüzgar bir esse yaprakta titrer gölgesiyle birlikte.Başka gönüllerin acı tadında demliyorsun yalnızlığını .Anlatmak anlamaktır ... Sen kendini anlattıkça ben kendimi anlıyorum .Sustukça sen bana değil kendine susuyorsun .Usandığında yalnızlığından bir çöl ikindisinde susuzluktan uyuşmuş bir kuş gibi gelip bedenime çarpıyorsun .Bana her çarpışında ben sana kanıyorum aslında.İşte o zaman bir silüet olmaktan çıkıp.Gerçekliğinle bir hatıra olarak kalıyorsun zihnimde.Zamanı geldiğinde hatırlanmak üzere..