28 Eylül 2009 Pazartesi

UNUTMADIM


Zamanlar geldi geçti
Ölümlerle ölüler gördüm
Yaşamın sularında
İlk sevgilinin öpüşü
Hala durur aynı şiddetiyle dudaklarımda
Onun terk ettiği günü
Unutmadım
Küstüm şehirlere gittim
Kaçarken bavuluma koyduğum
Anılar dökülüp saçılsa da ortalığa
Sırtımdan vurulacağımı bildiğimden
Arkamı döndüğümde
Gözümü geride bırakmaya alıştım
Kalabalıklar içinde her bir yanı saran sesleri
Hafızamın kıvrımlarında sakladım
Sözün bittiği yeri
Unutmadım
Yüreğimi koydum ortalara
Üstüne basılacağını bile bile
Geçmişi silmeyi çok istediğim
Zamanlar oldu elbette
Yamalı dikiş tutmayan yaralarımı
Yeniden sarmayı
Unutmadım
Yüzümü çevreleyen çizgilerin
Aslında giderken iz bırakanlara ait olduğunu
Hatırladım her seferin de
Ama
Yüreğimi çiğneyip geçenleri
Gömdüm zihnin sularına
Onları
Dipsiz kuyularda asılı bıraktım
Ne unuttum ne de unutturdum ...

26 Eylül 2009 Cumartesi

İYİKİ DOĞDUN...


- The most popular videos are a click away



Tanımıyorum kendisini ..Yüzünü görmedim bir kaç fotoğraf dışında .Ama şimdiye kadar görmediğim hiç bir insana bu kadar yürekten bağlanmadım .İnsanın kız kardeşi olsa belki bu kadar sever .Abarttığımı düşüneneler elbetteki olacaktır .Beni yüreğim az yanıltmıştır bugüne kadar .Ben onun kalbine yüreğine yüzünü görmeden de kefil olmayı gönüllü olarak kabul ettim .Bu yazılanlar dışında bir bağ. Bu uzakların yakınlaşmasını sağlayan sadece bakmakla değilde yüreğimin gözleriyle gördüğüm bir durum ..Doğum günüymüş yakınında olup ona sıkıca sarılıp kutlamak isterdim ama hayat... Ben de bu yolu seçtim kendime ..Doğum günün kutlu olsun arkadaşım umarım o gözlerinde ki ışık hiç kaybolmasın ..En kısa zamanda sana sıkıca sarılıp gözlerinin içine bakarak diz dize oturup sohbetler ederek hayatı paylaşmak dileğimle ..Yakınımda olan bir çok insanda daha değerlisin yanımda ve daha özelsin yüreğimde ....
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN...İYİKİ DOĞMUŞSUN...

CANIM...

Havaii fişek sözüm vardı unutmadım ...:):)
Buda çam sakızı çoban armağanı.Hep neşeyle hep dostlukla ve sevgilerimle..









25 Eylül 2009 Cuma

MEÇHUL


Sisli bulutlu bir yerden bakıyorsun dünyaya…
Gördüklerinin bir açıklaması yok belleğinde…
Senin yüreğin çok büyük belki bu insanlara…
Sunduğun bir ömür altın yaldızlı tepside.
Kavgaların hep kendinle..
Dün doğdun bugün yaşıyorsun
Yarın için bekli de yoksun
Hayat böyle
Bir yaprak gibi savurur tutunduğun ağacı kökleriyle
Sana düşen daha sıkı tutunmak
Umut ettiklerini gerçekleştiremedin belki ama
Yinede düşlerin bir sonra ki günün sıcağında
Hep kara kış olacak değil ya
Günü gelir kış dediğin dönüşür bir yaz akşamına…
Meçhulde kalmış zamanlara
Şimdiden karalar bağlama
Unutma;
Anlamları hep sen yüklersin insanlara




16 Eylül 2009 Çarşamba

GİDİYORUM










Benimkisi yorgunluk. Benim düşlerim hep bir gün sonraya öncesinde hayallerim bile yok. Başka iklimlerde kendimle vakit geçirmeliyim . Bu bitmek tükenmek bilmeyen telaşlardan, kararsızlıktan sıyrılmalıyım. Kendimi bulmak için başka mekânlara değil kendi içime yolculuğa çıkmalıyım. Ufak bir valiz hazırladım kendime. İçini doldurmakta güçlük çeksem de şimdilik gitmeliyim. Biraz kelime biriktirmeliyim belki kendimle ilgilenmeliyim. Geri döner miyim bilmiyorum. Uzunca bir süre buralardan gidiyorum. Yönünü ismini ve iklimini bilmediğim bir coğrafyaya.Yaralarımı sarmaya .Yarınlarımı toparlamaya .Umut ettiklerimi yaşamaya .Kopan zincirleri birleştirmeye ,Onca kırıklığı taşımıyor yüreğim iyi bir tamirci değilimdir belki öğrenirim kırıklarımı kırgınlıklarımı tamir için çırak olmaya gidiyorum .Gelirsem görüşürüz gelmezsem bir başka zamanda ve mekanda ......






…Buluşmak üzere….



Herkese Şimdiden iyi bayramlar umutla sağlıkla sıhatle .....

Sevgilerimle

ATEŞ...

12 Eylül 2009 Cumartesi

KALDI


Bir martı çığlık attı
Adam kalktı son bir kez arkasına baktı
Geçmişin anıları yüreğinde
Şimdinin acısı ciğerlerinde
Bir damla yaş kadının avuçlarında kaldı

Bir kapı kilitlendi
Kadının umutları kapı altında
Söyleyemediği sözler gözlerinde
Bir tutam saç adamın avuçlarında kaldı

Bir rüzgar esti savurdu
Fırtına girdi aralarına
Küçücük bir mektuba gizlendi kelimeler
Adamın aklı kadında
Kadının yüreği mektupta kaldı


Bir fotoğraf karesinin anısı
Sonranın özlemine karıştı
Sararmış mektubun izleri
Tuz buz olmuş iki yürekte saklı kaldı




9 Eylül 2009 Çarşamba

BU SEL DE ERGENEKO'NUN PARMAĞI VAR....


Her ülke kendisine benzeyen yönetimler tarafından yönetilirmiş.Yazık ki kendi elimizle ettiklerimizi boynumuzla çekiyoruz.Bir sürü insan evinden oldu İstanbul Batmak üzere olan bir gemi misali insanlar ellerinde küreklerle dolaşıyor ..Başbakan ne yapıyor batan geminin mallarından istifade ediyor.Açılım derdine düştü .Neyin açılımı biz yüz yıllardır bu toprakta Kürdü,Ermenisi,Çerkezi,Lazı yaşamadık mı kardeşçe .Bu ayrımda nerden çıktı .Kim bu ayrımın yapılmasını istedi .Ama yok olur mu Avrupa’ya kendimizi peşkeş çekecek kadar küçüldük yozlaştık .

Dün akşam haberleri seyrederken aklıma geldi bu sel felaketinde Ergenekon’un parmağı ola bilir mi diye .Düşünsenize bir grup paşa Allaha sel olsun diye dua ederken göz altına alındı..Olur mu olur burası Mozambik Cumhuriyeti .Yok bu tariflerin Türkiye ile alakası.O konuşan Mozambik Cumhuriyetinin başbakanı .Kendinden emin restini çekti herkese .Ne için kendi ayırdıkları yolları daha da derinleştirmek için .250.000 YTL yardım gönderdik vatandaşlarımıza diye gururla haykırıyor ki bu paranın Deniz Feneri’ne aktarılma ihtimalide bir hayli yüksek . Kendilerinin de bilmediği bir konu için ikna turlarına çıktılar. Bir çıkıp sorsa kendiside bilmiyor bu açılım ne ola ki. İçişleri bakanı kendi çapında açıkladı ama kendiside ne dediğini anlamadı ..

Doğa bizlerden intikam alıyor. Yılda milyonlarca toprak yok oluyor bu ülkede nasıl mı Erezyon ...Hani bir karış toprak için can verirdik . En son ağaç ektiğiniz günü hatırlıyormusunuz. Bu daha başlangıç ..Doğa sadece bu ülkeden değil tüm dünyadan intikam alacak .


Bu hükümette ise sadece kendisine oy veren insanlardan değil tüm ülkeyi içinden çıkılmaz bir hale sokarak her bir vatandaştan intikam alıyor.Başörtüsüydü,türbandı, Anayasa değişikliğiydi, derken 7 sülalerine yetecek kadar malı mülkü parayı edindiler .Dinden imandan bahsedip bir çok insanı dinden imandan çıkarttılar.. TEM otoyolu Venedik su kanalları gibi İnsanlar perişan halde. Şehit vermişiz 7 tane kimsenin umurunda değil. Her işimiz bitti açılımımız eksik kaldıydı zaten.Bırakın sel olsun, çalsınlar, çırpsınlar,satsınlar açın siz niye açtığınızıda bilmeden açın yetmezmiş gibi bunun için ikna turlarına çıkın . Mecliste kapalı oturum düzenleyin .Bir sürü koyun sürüsü de ellerini indirip kaldırsınalar ne için açılım için .Ülkenin bütççe açığından haberi olmayan bir sürü adam açılım için kendilerini paralasınlar..

Önemli olan nerenizi açtığınız .Bırakın su dolmuş taşmış kurur nasılsa .Anayasayı değiştirselerdi bu sel olmazdı mesela .Yada açılıma destek verselerdi.Adamalar haklı vesselam .. Bahçeleri Deniz ile suladık onları kimse merak etmesin ..Sel onlarada yaradı Denizler doldu taştı .Bahçeler de sudan nasibini aldı .. Bahçe restini çekti açmam ben hiç bir yerimi Cumhur başkanlığına tam destek verirken bütün kapıları açmıştı oysa.Deniz her zaman ki gibi açıp açmamakta tereddütlü.Bir açıp kapasa oda tadına varacak açmanın ama işte bir karar vere bilse ...Bir kere açan hep açar nasılsa..


Yok yok kesin Ergenekon’un bu işte parmağı var dediydi dersiniz.

Şimdi müstehak desem olmaz. Ama yani bu kadarda olmaz be kardeşim…

8 Eylül 2009 Salı

SONBAHAR




Unutturur mu seni zaman

Sus pus olmuş bir hüzün de

Bir kapı eşiğin de öylece kaldım.

Mevsim rüzgarları ne zaman eserse aklımdasın

Bu mevsim aldatıyor insanı

Hayat üzerimde yamalı bir giysi

Dikiş tutmuyor yeni yaralar

Eskileri sökülmeye meyilli

Bu gidişin bir anlamı olmalı

Yüzünün çizgilerinin de öyle

Yol seni bir yere götürür mü?

Sen gitmedikten sonra

Peki ben kalabilir miyim bu yokuşlu sonbaharda

Sen olmadıktan sonra...

7 Eylül 2009 Pazartesi

KAPI ARALIĞI


Gözlerimi dayadım ufuk çigisine..Aklımdan bütün iniltilerini rüzgara teslim etmek geçti içimden..Tam bu sırada bir toz bulutu geldi doldu gözlerime .Bir esintiye emanet ettim yüreğimi. Hiç bir yere ait değilim.Kimseye bağlı değilim özgürlüğün tutsağı oldum bunun da farkına vardım .Uzakta çok uzakta artık benim yüreğim.Geri dönme ihtimali yok .Beynim ele geçirdi ruhumu.Duygusuz tatsız tuzsuz bir insan oluşuma ağladım…Geçmiş zamanlarda yani çocukken öğrendim acının renginin siyaha yakın beyazdan öte gri olduğunu.Araf ta bekleyenlerin her duruma hazırlıklı olması gerektiğine alışmıştım Hazırlıksız yakalandığım tüm zamanlara ağladım..İsyan etmek huzursuz yapar insanı.Huzur bir çift sözcükle bitirilir mi.Bittirilirmiş gözlerimin gördüklerine ağladım…

Şimdiler de , bir kapı aralığından bakıyorum dünyaya .

4 Eylül 2009 Cuma

NAZLI..!!






Mevsimlerden Son bahar ve ben hala seninle kavga halindeyim….

Hava yumuşacık kadife bir örtü gibi sardı ruhumu…

Bahar hep nazlıdır…



Rüzgârla savurduğum kum tanelerine emanet ettim kalbimin arta kalan zamanlarını

Her biri Ayrı bir insanda kaybolup giden zamanlar

Sen şimdi başka bir hayatta

Başka insanlara yazdığın bir hikâyenin kahramanısın

Sahi gerçekten mutlu musun?.

Arkanda bırakıp gittiğin sevdiklerini hiç özlemiyor musun?

Onca mesafeden sadece iki mektup ..

İçine gözyaşlarını koyup gönderdiğin

Bu yetti mi özlemini gidermeye

Hayatı bir yerinde dondurup

Kendine rağmen gitmek için sebebin neydi ..?

Gerçekten değermiydi ..?

Aklına uydun

Yüreğini unuttun

Uzaksın

Aslında mesafe sadece yolla ilgili değil

Senin yüreğin uzak bu şehirden

Oysa ne çok düş kurmuştuk gelecekle ilgili

O adamı dinleyip az küfür savurmadık Dünya ya..

Sen kaçarken arkada koca bir boşluk bıraktın

Kimse dolduramıyor yerini

Ama biri bir gün gelecek ve senin yerini alacak

İşte o gün geldiğinde sen gerçekten gitmiş olacaksın

Şimdi buradasın ve hala yaşıyorsun…

Çok zaman geçse de üzerinden..

Unuttum sanma...

Bana bir arkadaş borçlusun...


Mevsimlerden Son bahar ve ben hala senin gelmeni bekliyorum..….

Hava yumuşacık kadife bir örtü gibi sardı ruhumu…

Bahar hep nazlıdır…

Tıp kı senin gibi…

2 Eylül 2009 Çarşamba

ÇALMIŞ ,ÇIRPMIŞ,MİMLEMİŞ...


Geçenlerde EFSA beni mişlemişti .Çok keyifli bir mim bu ben çok eğlendim ...

* Bloguna neden bu adı verdin?
Bunun çok uzun bir hikâyesi var ama kısaca şöyle anlatayım çocukluğumdan beri Ateş böceğinin nasıl ışık çıkardığını hep merak etmişimdir. Bir yaz akşamında böyle keyifli keyifli yürüyorum sırtımda gitar ve haddinden fazla ağır bir çanta ayağımda spor ayakkabılar yürüdüğüm yolda sokak lambası yok baya karanlık bir sokak kulağımda kulaklılık tam tabiriyle ağzımı ayıra ayıra yürüyorum. O karanlıkta Havada bir ışık öyle gidiyor ki anlatamam işte akıl yerinden uçmuş Sen o ışığı Ateş böceği san arkasından koş nefes nefese paldır küldür Ben koştukça ışık hızlanıyor ama anlatamam nasıl bir durum neyse iyice yaklaştığım bir anda bir ses ‘’Kızım sen manyak mısın neden beni takip ediyorsun üstümde para yok bırak peşimi diye bağırdı’’ve süpriz peşinden koştuğum şey Ateş böceği yerine 50-55 yaşlarında bir amcanın sigarası çıktı .Koşmaktan dilim dışarıya çıkmış zaten .Şe şe şeyy amca ben seni Ateş böceği sandıydım dedim .Adam kızım manyak mısın gecenin bu saatinde koca adamdan Ateş böceği olur mu dedi fırçayı yedim arkama baka baka eve gittim. Bunu da ev ahalisine anlatacağın tuttu İşte odur budur herkes bana ATEŞ BÖCEĞİ der.

* Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
Sigaram ,başkada bişiy istemem hımm bir müzik olsa hiç fena olmaz ….

*En son satın aldığın garip şey.
Fosfor yeşili bir terlik topuklu dolap bekliyor bir hışım aldım ama nerde nasıl giyilir bilmiyorum bir bilen varsa ne olur beni aydınlatsın ..
*Şeker gibi olduğun anlar.
Mutlu olduğum anlar birde aşıkken .gülerken … Bu liste uzar gider ben esasen şeker gibi bir insanım (Yalana bak ) her an böyle bir tatlıyım bir şekerim sorma gitsin …

"Arkadaşım artık sormayın şunları" dediğin şeyler?
Neden tek yaşıyorsun…( Bu soruyu soran arkadaş gel birlikte yaşayalım beni bu yalnızlıktan kurtar felan dememi bekliyor )
Ne kadar maaş alıyorsun …. ( Bu arkadaş ayağımı kaydırıp benim yerime işe girmek istiyor kesin )
Ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun…( İşte en ifrit olduğum sor yahu bunun bir zamanı var mı varsa ne olur bana da söyleyin bilmek benimde hakkım )
Erkek arkadaşın var mı varsa ne iş yapıyor….( Kıyaslamak için sorulur bu soru her zaman )
Bunlar klasik sorular benim cevabım her zaman çok net
Hayırdır nüfus kâğıdımı da getirmemi ister misin nüfus
memurluğuna mı başladın sana ne kardeşim…

*Seks'in sendeki rengi?
Kırmızı olsa gerek…(Kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun )

*Aynaya bakınca gördüğün?
Hımm bazen çok güzel bazen huysuz bazen komik çoğunlukla şaşkın Allahın yarattığı bir kulum işte..(Anam çok arabesk dinliyorum bu aralar )
*"Kendini okutan blog" dediğin?
Çok var okuduğum blog sayısı çok fazla her birinin ayrı ayrı özellikleri var .Komik olanları ve daha çok düz yazı yada şiir yazanları tercih ediyorum ben bugün şunu yedim bugün buradaydım çok yok sevgilim bana gül aldı annem laf söyledi ayakkabım çok güzel ben ne giysem yakışıyor çıkk sevmiyorum bu tarz yazı yazanları..çok fazla kişiselleştirilenleri takip etmiyorum zira başkasının ne yaptığından çok neler yaza bildiğiyle yada neler ürete bildiğiyle ilgileniyorum …

*Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler.
Ahanda buradayım karşılaştık işte :)

Bende bu MİM'i SARI'ya gönderiyorum .Son izleyicim olması sebebi ile tabiki yazmak isterse...

NOT :Yazı karekterlerini bir türlü ayarlıyamadım karguş kurguş oldu .Çalıntı olunca işte böle ele yüze bulaşıyor :)