31 Ağustos 2009 Pazartesi

DİNLEMEK




Bir hışım girdi odama. Nedenini bilmediğim bir öfkeyle. Kilosuna göre çok dar boyuna göre çok uzun bir gömlek giymiş. Gözlerinde öfkesine yakışacak kadar siyah bir sürme. Saçlarını eskiden kalma tahta bir kurşun kalemle gelişi güzel toplamış ve kapıyı çalmadan girdiği odama neden olduğunu bilmediğim bir stres getirdi beraberinde. Hiçbir şey sormadım sadece bekledim. Durmadan konuştu hiç durmadan başkalarını suçlayarak. Aynayı kendisine tutmayı denemediği için hep diğer insanların kusurlarını cımbızla bulup çıkardı. Sanki masamın üzerine her biri çok ciltli bir dosya yığını koydu ve bu dağınıklık arasında benden yardım diledi. Halbu ki masanın bu halde olmasının sebebi sadece kendisiydi ve en kötüsü farkında değildi.Hiç durmadan konuştu .Ben sadece sessizlikle eşlik ettim konuşma (sı) nın bir yerinde .Gözlerini gözlerime dikti ve öfkesine mağlup bir insanın çaresizliğiyle sordu..’ Ben nerde hata yapıyorum, insanlar neden bu kadar acımasız iyi olmak isterken kötü görünmek nasıl bir duygu artık çok iyi biliyorum ‘’ dedi…

İnsanlara kendini anlatmaktan vazgeçmelisin artık. Çünkü ;sen insanlara kendini anlattıkça daha fazlasını isteyecekler. Aslında öyle olmadığını anlatmak yerine bıraksan olduğu gibi anlasalar seni daha iyi. Bir sürü cümle kurarsın hani geçenlerde yine söylemiştim şimdi yine tekrar ediyorum bırak herkes kendi niyetine göre yorumlasın senin söylediklerini. Zaten seni yeterince tanıyanlar biliyordur seni hatayı başkalarında aramaktan vazgeçmelisin. Sen durmadan öfke biriktirerek içinde kendine zarar veriyorsun ve çevrendeki herkes bu tükenişe çanak tutuyor. Yanlış kimsede değil senin kendine bakışında hata yapmaktan korkarsan, insanları incitmekten korkarsan bir süre sonra farkında olarak ya da olmayarak birçok hata yaparsın ve bunun önüne geçmen imkânsızlaşır. İyilik suya yazı yazmak gibidir. Yaptığın anda silinir gider kimse hatırlamaz. Kötülükse tam tersi insanların aklına kazınan küçük ama etkisi büyük detaylardır. Sen eğer ısrarla kendini iyilik yapmak için tüketirsen bir süre sonra etrafında ki herkes senden daha fazlasını bekleyecek ve yetersiz kaldığında suçlanan sen olacaksın. Hayat dingin bir deniz gibidir dipte ki akıntılar seni içine çekmeye çalışır. Eğer sen kendini anlatmaktan vazgeçip denizde yüzmeyi denersen her şey çok da güzel olur. Dedim …

Yanında getirdiği stresi ve öfkeyi alarak çıktı odadan .Benim anlattıklarım da belli ki bir kulağından girdi öbüründen çıktı ..Dinlenmediği için şikayet eden bir insanın karşısındakinden hem yardım isteyip hem de onun söylediklerini anlamadan ve dinlemeden çekip gitmesi sizce de büyük çelişki değimli .İnsanlar söyledikleriyle yaptıkları arasında uçurum oluşturmayı başaran en büyük varlık galiba .Bir birinin canını acıtmak için pusuda bekleyen tek canlı. Birilerini eleştirirken eğer biz de aynısını yapmıyorsak söylediklerimizin kıymeti var demektir. Öbür türlü eleştiri yapma hakkını kaybetmiş oluruz zira bizimde eleştirdiğimiz insanlardan farkımız kalmaz ve bu durumda yalnız bırakıldığımızdan şikayet etmek için biraz geç kalmış olmazmıyız ...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

TÜKENİYORUZ-TÜKETİYORUZ


Karmaşık bir düzen insanoğlu. Ya her şeysin ya da hiç ortası gri bulutlu bir hava. Hepimiz kan emici yarasalar gibiyiz. Birbirimizin mutluluklarını tüketerek yaşıyoruz. Kendi yokluğumuzu bir resmi boyar gibi diğer insanlara bulaştırıyoruz. Geri dönüşü olmayan hasarlar veriyoruz birbirimize. Birinin mutlu olması ya da çok yara alıp dim dik ayakta durması karşı konulmaz bir kıskançlık sebebi. El ovuşturanlar kapıda beklerler tamam artık şimdi düşecek mutluluğu bitecek. Geçenlerde bir kitapta okumuştum. İnsanın mutlu gün arkadaşı yoktur. Daha çok mutsuzluklarını paylaşırlar. Eş, dost, akraba, arkadaş genelde mutsuz olduğunuzda daha çok dinlerler bizi mutluluğumuz anlatma fırsatı bile tanımazlar. Bitimli bir duygudur mutluluk; çünkü her insan acıdan beslenir. Acı insanı olgunlaştırır demiş atalarımız. Olgunlaşmak için mutlak suretle acı çekmek gerekir. Hiç duydunuz mu? çok mutlu olduğu için şarkı yapan bir şarkıcı /sanatçı. Şarkılar bile genelde ayrılığı acı çekmeyi insanın gözüne gözüne sokar. Bir evliliğin bitmesi, bir aşkın sona gelmesi, bir acının yaşanıyor olması çevredeki insanlar tarafından değişik bir haz noktası oluşturur. Ben demiştim demek için bile olsa sizin o halinizi görmek için sıraya girerler. Bak işte dediğime geldi sonunda duygusu.


Tahammülsüz yaşıyoruz..Başka insanlara tahammülümüz kalmadığı gibi değişen ve dönüşen Dünyada kendimize bile sabrımız yok.İş , güç ,aş bunların hepsi birleşince koca bir mutsuzlar ordusu yarattık kendi ellerimizle.Biri çıkıp ta bunlara rağmen mutluluğunu ilan edecek olsa o suçludur .Mutluluk insanda suçluluk hissi yaratır mı? Artık yarattığına inanıyorum acı herkesin gözleri önünde yaşanmalı da mutluluk gizli kalmalı kapı arkalarında saklı yaşanmalı. Eskiden hepimize mutluluk paylaşıldıkça çoğalır acı paylaşıldıkça azalır diye öğretildi. Şimdi ki zamanda bu deyim tam tersi bir ivme kazandı.


Tüketim çılgınlığına doğru yol alan Dünyada başka insanların mutsuzluğundan mutlu oluyoruz. Bizim toplumumuzda dışlanan bir insan varsa dikkat edin o kişi mutludur çükü; hayata gelişine vurmaktadır ve bu diğer insanlar üzerinde kıskançlıkla birlikte dayanılması güç bir duygu yaratır.Bu böyleyken tükeniyoruz –tüketiyoruz.Ortası yok gibi bu düzende ya bırakacaksın hayatın akşında törpülenip tükeneceksin ya da bu akış hep böyle gitmez deyip asilik yapacaksın ve kendini tüketmek yerine başka insanları tüketeceksin .Dikkat edin kendinize bir gün aynanın karşısında bir arkadaşınızın mutluluğunu sorgularken bulabilirsiniz .İç sesinizle konuşurken mutluluğunun yakında biteceğini sessizce itiraf eden bu halinize sonradan şaşırırsınız .Leşe üşüşen kargalar gibiyiz. Her insanın kendi dişine göre bir av mutlaka vardır .Mutluluğunu sorup sorgulayacağı .Mutluluk sorgulanırmı demeyin kim takar ki bunu nasıl olsa bitecek.....


24 Ağustos 2009 Pazartesi

DURUP DURURKEN...





Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...


NAZIM HİKMET...




Aşk böyledir .Durup duruken gelir çalar kapınızı.Kavak yelleri estirir başınızda beklenmeyen bir anda çalsın kapınızı.Sormadan sorgulamadan alın içeriye .Çükü aşk ne beklemeye ne de bekletilmeye gelmez...

HERKESE İYİ HAFTALAR...


20 Ağustos 2009 Perşembe

GAFLAR KRALİÇESİ ATEŞ.......!!!!!!






Ah ben nasıl bir insanım ... Ben insanı rezilde ederim vezir bu dediğim durum çok uzun sürmez 5 dakika yeterli fazla çaba harcamamada gerek kalmaz o gün tüm saflığımı üzerime giydiysem yandınız demektir..Şimdi bunu örneklerle açıklama gereği duyuyorum .Geçenlerde Efsa yazmış bir kıskandım bir kıskandım dur bende yazacam dedim hadi bakalım buyurun …



1-Geçenlerde bir müşterimiz geldi tam öğle yemeği saatinde neyse oturduk hep birlikte yemek yiyoruz. Laf lafı açtı. Konu işte memleket mevzuları şu şehrin insanı şöyledir böyledir derken. Ben hemen atladım ayyyy bir yer var ki oranın insanları Türk parasıyla beş kuruş etmez dedim ama nasıl atıp tutuyorum anlatamam hayır ben konuştukça millet sustu ne olduğu anlayamadım. Sonra etrafıma bir baktım herkes kıp kırmızı olmuş ne oldu millet dilini yuttu sanırım ben konuşmamı müşteriye çevirdim Ayy Adnan Bey siz nerelisiniz dedim. Ben mi hani o Türk parasıyla beş kuruş etmez insanlar var ya onlar benim hemşerim dedi… Benim biraz işim var görüşürüz dedim kalktım yemekten...


2-Bir kız arkadaşım onun erkek arkadaşı ve ben yemeğe gittik hoş beş sohbet ben çocuğa sürekli başka bir isim söylüyorum.İşte ismi Ahmet se ben çocuğa sürekli Mehmet diyorum .Çocukta sürekli düzeltme yapıyor benim ismim Ahmet diye .Neyse sohbet güzel hoş beş ben çocuğa yine Mehmet dedim çocuk ya bu Mehmet kim eski sevgilin felan mı dedi hıı yok canım Ayça!nın eski sevgilisiydi çok iyi çocuktu arada hala görüşürler o kadar iyi bir insandır dedim bunu dememle birlikte geri dönüşü olmayan bir yola girmiş bulundum .Masada buz gibi bir hava esti yaz sıcağında titreme tutu beni …O günden sonra Ayça beni hiçbir sevgilisiyle tanıştırmadı..

3-Bir Arkadaşım Ankara da üniversiteyi kazanmıştı.Yalnız yaşıyor evde sabahta çok önemli bir sınavı varmış gece geç saate kadar ders çalışacam beni mutlaka uyandır ateş sen sabah erken kalkarsın dedi bende tamam dedim .Neyse gün geçti sabah oldu arıyorum arıyorum kimse açmıyor tlf .tam tamına 2-3 saat durmak sızın aradım .Tabi bende iç güdüsel olarak bu kızın başına bir iş geldi düşüncesiyle polisi aradım evinin adresini felan verdim .Kız meğerse gece ders çalışmak yerine bütün arkadaşlarını toplamış alem yapmış sonrada sızmışlar insan bir haber vermez mi bütün Ankara polisini buradan ayağa kaldırdım rezillik çıktı …. Bu gaf mı oluyor bilemedim ama anlatmak istedim ...



4-Liseye gidiyorum. Tam deli çağlarımdayım. Aynı sınıfta okuduğum Can diye bir arkadaşım vardı. Bu bir gün bana geldi dedi ki ateş şu hani yeşil gözlü kız var ya. Ben daha fazla konuşmasına fırsat vermeden başladım ayy o kız şöyle o kız böyle gezmediği herif kalmadı da uyuşturucu kullanıyormuş felan diye saydım sayıştırdım attım tuttum salladım neyse ben bir ara nefes aldım. Baktı yüzüme o kız var ya dedi artık benim sevgilim abawwwwww. İşte yandın ateş iyi canım ne güzel Allah mutlu etsin dedim uzaklaştım..Sonrasında dediğime geldi ama yaklaşık 2 hafta konuşmadı benimle …

Şimdi bunları okuyunca ben bile kendimden korktum ..:)) Şiiii Efsa çok gülmeee ...

19 Ağustos 2009 Çarşamba

MİSKİNLİK BANA ÇOK YAKIŞIYOOO...!!!!







Şu yukarda ki kedi gibiyim bu günlerde .Dünya yansa eh ver abi ordan bir sigara ateş boşa gitmesin bende sebepleneyim diyip bir yandan sigara içip bir yandan da olanı biteni izlerim.İşmiş güçmüş dertmiş tasaymış ne gam .Böyle üzerimde bir rahatlık bir rahatlık biri tokat atsın öbür yanağımada ben atıyorum hatrı kalmasın diye. Öyle bir durum duyduğum her kötü söze gülerek tepki veriyorum .Uyur gezer oldum ben küçücükken hep merak ederdim zaten insan hem uyuyup hem nasıl gezer diye oluyormuş hem uyuyorum hem çalışıyorum üstüne birde para veriyorlar iyimi.Herşeyi dert eden ben bugünlerde magalda kül bırakmıyorum .Umrumda mı sanki beğenen beğenir beğenmeyenin çekeceği var benden.Üç günlük Dünya zaten temizlikmiş ,titizlikmiş aman bırak boşver pasaklı olsan ne değişecek madalya takmıyorlar ya kimseye .



Böyle bir sakinlik bir sakinlik ben bile şaşırıyorum kendime .Şu çalışmak denilen şey çok anlamsız .Mesela işe hiç gitmesem ama her ay birileri para yatırsa banka hesabıma fena mı olur ne var yani.Bende ayaklarımı uzatsam şöyle üçlü koltuğuma hiç susmadan konuşsam milleti bayıltana kadar . Eski Mısır tanrıçaları gibi oturduğum yerde herşey önüme gelse .Hatta birileri benim için yemek yese ben doysam .Ona bile zahmet etmesem. Benim her söylediğim kanun yerine geçse bir dediğim ikilenmese ,atıp tutsam söylediklerime ben bile inanmasam ama bir sürü hayranım olsa söylediğim sözlerin geçerliliğini televizyon programlarında tartışsalar bende o sırada üçlü koltuktan kalkıp hamağa yerleşsem oyana buyana sallanırken onlar bir birini yese.Çok gülsem mesala manasız manasız neye güldüğümü unutsam sonra .Neyi unuttuğumu hatırlatan birileri olsa mesela .Çok şeymi istiyorum bilmiyorum ki .Yaptığım hataları hep düzelten birileri olsa.Ben dağıtsam o toplasa ben içsem o sarhoş olsa .(Ayy bu hiç fena fikir değil)




Sözün özü bir insana miskinlik bu kadarmı yakışır.Tembellik bir insanın üzerinde bu kadar mı hoş durur anlatamam deneyin tavsiyemdir arada iyi geliyor .Amannnn dünyayı sen mi kurtaracan boşverrrr.....

Sezen ablamızda benimle aynı fikirde dinle bak ne diyor :):)










17 Ağustos 2009 Pazartesi

BU HAFTA SONU ..!!!



Çocukluğumda en sevdiğim şeydi bisiklet sürmek uzun zamandır yapmıyordum .Bu hafta sonu sabah uyandığımda bu fikir kafamdaydı .. Bisiklete atladığım gibi gezmedik cadde sokak bırakmadım .Unutmuşum insan bazı telaşlardan kendine zaman ayırmıyor bu hafta sonu kendimi kapattım huzur ve sadelik iyi geldi ....







Buralara gidildi .Piknik çantasından hazırlananlar yenildi...Bol bol göl manzarasına karşı kitap okundu .Telonumu kapattım kuş sesinden başka hiç bir şeye tahammülüm yoktu .Büyük mutluluk duyuldu






Bu Kitap okundu büyük bir keyifle .Okumayan varsa ve cinayet romanlarını sevenler şiddetle tavsiyemdir okuyunuz..!!!






Ah alışverişsizbir hafta sonu düşünülemezdi zaten... Birde geri ödenmeyen kredi kartı icat etseler ne iyi olurdu ...:)





Bu film izlendi uzun süredir aklımdaydı .İzlemeyenler varsa izlesin gerçekten tuhaf bir hikaye...



En çok bu şarkı dinlendi ..



Günün sonuna gelindiğinde saatle 2:30 gösteriyordu. Ve nasıl uyundu nasıl sabah oldu hatırlanmıyordu .Ama uzun zamandır hiç bu kadar keyifli bir hafta sonu geçirilmemişti :):)

14 Ağustos 2009 Cuma

İSİMSİZ....!!!!!


İnsan en çok neyi öğreniyor hayatta. Sevmeyi, terk, etmeyi, unutmayı, anı biriktirmeyi. .Kanatlarıma mavi düşler takıp yolculuğuma böyle devam etmeyi çok isterdim .Zamana değmiyor elim .Değiştirmeye kıyamıyorum eskilerimi . Aklımın çekmeceleri hep dağınık. Bir filmin karesi gibi bakıyorum hayata uzaktan. Değiştirilmesi güç fotoğrafların peş peşe sıralanması gibi.Birini çıkartırsam diğeri eksik kalıyor.Ne tamamen yürek diye biliyorum nede sadece akıl. Ruhumu Bu bedene Bedenimi dört duvarlı bu odaya ,bu odayı da bu şehre hapsettim…

Bir insanın yaşaya bileceği tüm duygular geçti üzerimden. Ölüm acısını, ayrılığı, terk edilmeyi, aldatılmayı, hepsini yaşadım.Bir insanın tanıya bileceği bütün insanları tanıdım hiç birisi uzak değildi bana yanı başımdaydı hepsi yalancılar ,sahte yüzler,güvensizler,güvenilmeyecekler. Biliyorum ki hayat insana en çok yaralarını pansuman etmesini öğretiyor… Çoğalarak azalıyorum hepsi bu…


Sen şimdi izlediğin gördüğün bir acıya ağlıyorsun sessizce. Bense kaybettiklerime ,arta kalan zamanlarda yitireceklerime en çok da göremeyecek olduklarıma ağlıyorum…..

Sen şimdi bir bahar akşamında kaçırdığın düşlerine keşkeler saydırıyorsun. Bense yaşayamadığım onca zamana. Zorla dayatılıp ta kabul etmek zorunda olduklarıma. Ufacık bir anda avucumdan kayıp giden bir ömre……



Sen şimdi mutlu olduğun anların hayallerini kuruyorsun .Bense mutluluğun ne olduğunu bilmeyen insanlarla yaşıyorum....



Sen şimdi kocaman bir hayatın hesabını tutuyorsun zihninde.Bense geçmişte bıraktığım koca bir zamanın hesabını veriyorum kendime ....




Ben acı çekmek istemedim hiç .Aksine mutlu olmayı çok isterdim biliyor musun?.


11 Ağustos 2009 Salı

BİR BAKARSIN HERŞEY DEĞİŞİR…


Kara bir günün sabahıdır yaşam denilen o hain pusuya yatmıştır.
Kapında bir yavru köpek sesiyle uyanırsın günün değişir....


Aşkıyla yanıp tutuşmuşsundur sevdiğini zannettiğin adamın/kadının

Günü gelir arkasına bakmadan çeker gider hesapsız kitapsız..

Gece acılarla yatar sabah olmasın diye dualarla uyursun

Telefonuna düşen ufak bir özledim seni mesajıyla fırlarsın yataktan gecen değişir….


Tüm olumsuzluklar sarmıştır etrafını

Elini attığın her dal kırılmıştır ve sen umudunu yitirmiş bir zamana yol almaya başlamışsındır

Tamda dibine vurmuşken acının

Biri gelir kocaman gülümsemesiyle bakışın değişir …..


Dipsiz bir kuyudur hayat sana/bana göre

Dalmışsındır derin sulara fırtınalarla boğuşurken

Diğer yandan da büyük bir mücadele tutuşursun kendinle

Bir zaman sonra çekip çıkarır seni çok sevdiğin bir dostun tek sözüyle o kuyudan

Sığ sularda yüzmeye başlarsın hayatın değişir….


Hayat risk almaktır .Risk almadan mutluluk zor zanaat .
Cecsur olmak kaybetme riskini

Aşık olurken terk edilme riskiyle kol kola gezersin

Aslında yaşamak ölmek riskini göze almaktır …

Bütün olumsuzluklara rağmen


BİR GÜN BİR BAKARSIN HAYATIN O ÇALKANTISI YERİNİ DİNGİNLİĞE BIRAKIR HERŞEY DEĞİŞİR….

6 Ağustos 2009 Perşembe

KAMPANYAMIZ VAR...!!!!


Daha detaylı bilgi için şurdan Bir defter bir kalem bilgi alabilirsiniz...


Unutmamak gerekir ki çocuklar bizim geleceğimiz ve bizler geleceğimize yatırım yapmak zorundayız....


BİR ÇOCUK DEĞİŞİR DÜNYA DEĞİŞİR.....



Birmilyon Kalem
site yöneticileri başta olmak üzere şimdiden destek veren herkese teşekkürler...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

SAKARLIK BENİM ADIM :)..!!!





Şimdi sevgili arkadaşlar. Doğuştan sakar dedikleri insan türü eşitliği karşısında benim ismim yazar. Her türlü sakarlık ki ben bunlara sakarlık demiyorum nazardan olduğuna inanıyorum zira güzelliğim karşısında kem gözler nazar ediyorlar ne yapayım sonuçta onlarda insan .Benim çabam aslında şu hani videolarda anlatılan sakarlıklar çapında Türkiyeyi temsil etmek ..

2 Tür sakarlık vardır ( Nazar yani )

A) İnsanların yoğun yaşadığı gezdiği yerlerde bütün dikkatler bana çevrilmesi suretiyle yapılan sakarlıklar..bu da kendi arasında 2-3-5 çeşide ayrılır ..

1) Toplu taşıma araçlarından inerken. Ben buna inmek demiyorum uçmak daha uygun bir söylem bu durum karşısında. Yüzü kapaklanarak yere düşmek tarzında en sevdiğim sakarlık çeşididir ayaklarınız birbirine dolanır dünya ters yüz olur pat kendinizi yolda yere uzanmış bir şekilde bulursunuz en sık başıma gelen sakarlık ( nazar) çeşidi budur.

2) Alış veriş merkezlerinde marketlerde raf devirmek. Bunun karşılığında çok dayaktan kaçmışlığım vardır. Çoğu marketin kapısında resmim vardır. Görürseniz şaşırmayın. Üstünde çarpı işaretiyle birlikte altında şu kelime yazar. WANTET. Kendimi çok önemli hissederim bu zamanlarda ay bak görüyor musun meşhur oldum herkes benden söz ediyor tarzında avuntularla kendimi mutlu etmeyi başarırım.

3) Lokantalarda restoranlarda bardak çatal ,kaşık, bardak vs.. yere düşürüp içi dolu su bardağını masaya devirtip hiçbir şey olmamammış gibi etrafı seyretmek .Gelen garsona da şirinlik yapıp ayy nazardan kardeşim benim suçum yok diyip oradan bir an önce sıvışma çabalarına girmek

4) Önde yürüyen adamın ya da kadının topuğuna basmak. İşte en sinir olduğum sakarlık çeşidi. Yolda ağzımı ayıra ayıra yürürken pat birinin topuğuna basarım aman o insanla yüz yüze gelmek bile çok acı bir durumdur. Özür felan dilesem de hemen yolumu değiştiririm

5) Döner kapıdan geçerken kapıda mahsur kalmak (bu çok komik bir hikâyedir sonra anlatırım )nasıl oldu diye sormayın azimliyim her türlü sakarlık mevcuttur bu bünyede...


6) Sinemada patlamış mısırı gülecem diye önde oturan insanceğizlerin üzerine boca etmek .Çok komikti film ne yapayım farkında değilim cıngar çıkardı terbiyesiz kadın ne var yani saçına papatya takmış gibi oldu dediysem Car car kavga etmek mi lazım .Dövmeye gerek varmı kıskanç kadın güzelliğim karşısında krize girdi bu olan bitenlerin hepsi varya nazardan dedim kadın dellendi anladı sonunda vah vah yazık dedi acıdı halime ...

B) Kendi başınayken yapılan sakarlıklar .Bunlar genelde kanla sonuçlanıyor .Pek tadı da olmuyor ..Bu da kendi arasında 3-5-10 ayrılıyor …

1.) Arabanın kapısına elini koymak ve hızlıca kapıyı çarpmak elinin üzerine …Tavsiyemdir çok güzel oluyor deneyiniz..

2.) Asansörde giderken yanlışlıkla durdurma düğmesine basıp ( farkında olmadan) .Çığlıklar atarak asansörün bozulduğunu idda etmek rezillik apartmanı ayağa kaldırmıştım bir seferinde ..

3.) Kırılan bardak çanakları söylemiyorum. Şöyle söylemem yeterli sanırım haftada bir 12 kişilik bardak takımı almak zorundayım.

4.) Merdivenleri çıkarken basamakları görmemek suretiyle kendisini 3 kattan direk birinci kata inmiş bir şekilde bulmak hem de yukarıya çıkarken..

5.) Ocağın üzerinde kaynayan suya elini daldırmak off bu çok acımıştı..Unuttum ne yapayım elimi çekeyim derken üzerime döküldüğünü söylememiştim değimli ….

6.) Eve hiçbir zaman kırıksız yumurta ile gelmemek .Buda çocukluktan kalma bir alışkanlık .


7.) Ütü yaparken elini ütünün altına sokup kırışık düzeltmek istemek suçmu ..Ne var yani şimdiden başladım ilerde pürüzsüz ellerim olacak ...


8.) Arabanın önünde durmak çarptığını fark etmemek ben neden yerdeyim diye arkadaşlarına sormak ayıp mı yerde neden olduğumu bilmeye hakkım yok mu ? sevdiklerimdendir buda...


9.) Yemek yapmayı bilmem yaparsamda etsiz yemek mümkün değil yapmam kanlı felan olur benim yemeklerim genelde elimi doğrerım ki insanlar yemeye doymasınlar .Sonuç itibari ile çok tatlı bir insanım ben az biraz yemeğe bulaştımak istediysem ne günahım var ala ala


Bu liste çok uzar daha anlatmakla bitmez .Kısa kestim yani ...


Bunların size maceralarınıda anlatmak isterdim ama çık olmaz kıskanırsınız nazar edersiniz...



Velhasılı kelam üzerimde 10 tane nazar boncuğuyla geziyorum banamısın demiyor.Sakarlıkmı hayır sakarlık değil bunların hepsi Nazar.Çok güzelsem benim ne suçum var soruyorum size ..:):)