30 Mart 2009 Pazartesi

SEN


Ah sen yok musun sen
Oyunbozan bir kelebek gibisin
Sen kaçıyorsun ben kovalıyorum
Ben duruyorum sen gelip omzuma konuyorsun
Avucuma aldım derken ölüyorsun
&
Ah sen yok musun sen
Ben gelirken sen gidiyorsun
Tam sürüş hâkimiyetini kazanmışken
Şerit değiştiriyorsun
Onca kazaya sebep oluyorsun
&

Ah sen yok musun sen
Yürürüme ye korkarken uçmayı vaat ediyorsun
Uçmanın doyumsuz zevkine varmışken
Çakılı veriyorum tepe üstü yere
Ayaklarım yere bassın istiyorsun

&

Ah sen yok musun sen
Gece karanlığında gündüzü yaşatan
Kış soğuğunda içimi kavuran
Tam yağmurlar yağdırırken yüreğime
Bir başka mevsimde cemre düşürensin içime

&
Ah sen yok musun sen
Aşk diyorlar ya sana
Sen bence Açılan kapılarsın
Çıplak bedende sevgilinin en kuytularsın
Gülen yüzlersin
Bulmak zor seni herkes peşindeyken
Sıcacık dokunuşlarsın
Dünyayı tek bir hamleyle döndürensin
Gerçeği yaşarken amansız düşler kurduransın
Masallarda olur denilen ne varsa yaşatansın
Şiirle de şarkılarda hatta bazen ölümler de senin için
Tüm acıyı bir beden de söndürmek
Bir sözcükte teselli bulmak
Bir sesle sağır olmak
Açıkcası tarifin zor senin
Ama ben kendimden bilirim
Ay ışığını giydirensin
Bir çift ışıksın gözlerime değen
Dünyamı saran güneşsin
Yokluğunda bedenimi kavursa da ateşin
İyi ki varsın dediğimsin

25 Mart 2009 Çarşamba

AHHH BİZ KADINLAR







Çevremde olan onca insanın yaşadıklarına ve gözümün önünde olan olaylaylara bakarak bu sonuca varıyorum evet gerçekten de biz kadınlar aptalız. Bazen öyle anlarda öyle tepkiler ve olmadık zamanlarda olmadık şeylere kalkışıyoruz ki bir başkası yapsa bunu her türlü eleştiriyi yapıyoruz ama iş kendimiz olunca işler sarpa sarıyor. Bir defa konu her ne olursa olsun hep aşırı hassas ve duygusal düşünüyoruz mantığımız hep geri planda kalıyor birde eğer âşıksak her şey iki katına çıkıyor. Her şeyi ince eleyip sık dokuyoruz aradımı arayacak mı nerde ne yapıyor kiminle işim yoğun dedi gerçekten yoğumu bırakmıyoruz karşımızdakine nefes alma payı. Belkide beklentilerimizi yüksek tutuğumuz içindir ya da hak etmeyene fazla değer verdiğimizdendir. Hep sevmeyenin peşinden gideriz ulaşılmazdır ya cazip gelir bizi üzen hırpalan ne kadar adam varsa âşık oluruz da değer veren adamların hiç biriyle elektriğimiz uyuşmaz. Zaten uyuz oluyorum bu elektrik mevzusunu kim çıkardıysa. Nedir yani kardeşim diğerlerinden elektrik alıyoruz da ne oluyor çarpıldığımızla kalıyoruz. Sonra toparlanmak için yine kendimize başka elektriği yüksek adamlar arıyoruz. Evlenirken de âşık olurken de severken de sanki gizli bir el kör ediyor bütün gözlerimizi her şeye evet diyoruz bazen görünen köy kılavuz istemez durumuna biz bile bile lades oluyoruz. Neler yaparız da ufacık bir ilgi bekleriz karşılığında saçını süpürge edersinde yaranamazsın hiç bir adama. Şimdi karşı çıkanlar olacaktır mutlaka ama istisnalar hiç bir zaman kaideyi bozmaz bu dünyanın düzeni böyledir bakın etrafınıza da yaşanan tüm ilişkilere hep haklı kadın değildir ama çoğu durumda erkek düşüncesizdir. Erkeğin o bitmek tükenmek bilmeyen egosunu yükseltirde yükseltiriz sonra birde bakarız ki pır uçmuş kuş yuvadan. Çoğu yaptıklarına tepkisiz kalırız aldatırlar yapmayan erkek mi var deriz ilgisizdir aman işleri çok yoğun deriz döver söver aman kocamdır der yutarız kumar oynar aman beni doyursun da ne yaparsa yapsın deriz her duruma bir kalıp uydurur kendimizi kandırırız mutlaka vardır bir sebebi deyip kendimizi suçlarız duygularımızı gizleyemeyiz hemen anlatır kapılarımız sonuna kadar açarız adam cendereye sokar ona da boyun eğeriz onunla ilgili bir sorun oldu mu tüm dünyayı karşımıza alabilir tüm enerjimizi ona yönlendiririz hasta olur annesi oluruz işsiz kalır bankası oluruz derdinin ortağı oluruz oluruz Allah oluruz hancısı olur yolcusu oluruz yoldaşı oluruz görmezden geliriz ne yaptılarsa.O kadar çok taviz veririz ki hayatımızıdan gittiklerinde boşlukta kalı veririz kendimizle diğer taraftan onun umrumda değildir yaşanmış ve bitmiştir.Yeni hayatına adapte olma süresi o kadar kısadır ki ışık hızı seviyesine yetişe bilir .Bakar biraz dener başkalarının hayatlarınıda eğer memnun kalmadıysa eski defterlerini karıştırmaya başlar geri dönme isteğiyle gelir bizde yeriz ay bak gördünmü vazgeçemedi benden inanmayın vaz geçemediğinden değil sizden daha iyisini bulamadığından.Ama olurmu biz inadırırız kendimizi vazgeçilmez sanır onun bizsiz olamadığı gerçeğini savunur dururuz peh eğer bu durumdaysanız geçmiş ola ne kadar ekmek o kadar köfte durumu yani ne kadar affederseniz her seferinde daha büyük yanlışlarla geri döneceketir. Ve sonra ufacık bir çiçekle mutlu olur tüm yelkenlerimizi indiri veririz. Onca yapılan hatalarını unuturur o çiçek.Çünkü kandırılmaya hazır bekliyoruz sadece zamanlaması önemli eğer kaşımızda ki iyi tuturursa bu zamanı olmuş bitmiştir . Aslında bu adamları bu hale getirenler yine bizleriz o yüzdendir ki aptallığın çoğu bizdedir...






SON DURAK


Son durağımdın sen benim
Hani heyecanla çıkılan yolculuklarda
Varılması sabırsızlıkla beklenen
Atlatılan onca virajdan sonra
Çok şükür demek gibi ,
Seninle ben
Ayrı zamanları birleştiren
Koca bir hayatın parçalarıdık
Bütünü oluşturmak için
Fazla çaba harcamadan
Aktık dereler gibi büyük denizlere
Birleştirdik okyanusları gözlerimizde
Ben sana baktıkça
Dindi yüreğimde ki fırtına
Sen bana baktıkça
Yordum her gördüğüm rüyayı hayra
Kağıttan gemiler yapıyorduk birlikte
Su yutsada onca ümidi inat etmiştik
Gemi yoksa yüzeriz diye
Kaptanıydık kendi hayatlarımız
Gönül nereye isterse gidiyorduk birlikte
Şimdi
Geçmiş zaman eki kullanıyorum
Ölümmüş meğerse son durağı insan oğlunun
Sanıldığı gibi hiç kimse değilmiş son durak
Yormamak gerekirmiş her rüyayı hayra
Uyanınca rüyadan karışırmış gerçek hayata
İşte ozaman anlamışız
Mutlu sonlar hep masallarda olur
Ne ben külkedisi olabildim
Nede sen beni kötülüklerden koruyan beyaz atlı prens
Yaşadığımız onca anı kaldı şimdi geride
Gülüyorum seni her düşündüğümde
Teşekkür bile edebilirim verdiğin onca mucadelene
Sevmişsindir biliyorum sende beni
Ama olmadı yetmedi bütünü oluştururken
Malzemedenmi çaldık nedir
Yamalı bir aşk oldu
Her an patlak vermeye hazırdı yani
En son olduda beklenen
Pişmanda değilim ben
Kötülük yapmamışızda
İyilikte etmemişiz birbirimize
















23 Mart 2009 Pazartesi

REDDEDİYORUM & ÖNEMSİYORUM

Reddediyorum
Bütün sevgisiz bakışları
Bütün isteksiz Çabaları
Saygızız duruşları
Elimi kolumu bağlayan durumları
Kendi bencilliğinde boğulanları
Emeksiz kazanılan her kazancı
Hükmetmeyi kendinde hak görenleri
Yalanı meslek edinenleri
Bütün kiri pası üstüne bulaşanları
Gözümün içine bakmadan konuşanları
Sabit fikirlerini dayatanları
Fikir sahibi olmadan bilgi sahibi olanları
Menfaati için paranın kölesi olanları
Doğayı yoksayanları
Sevmeyi bilmeyen büyük çoğunluğu
Kendi hırsları için başka hayatları merdiven yapanları
Yapmış olmak için yapılan her işi

Önemsiyorum
Yürekten gelen cümlelerini
Işık saçan gözlerinle gülümsemeni
Paylaştığın heyecanlarını
Boşuna geçirmediğin her dakikanı
Gözü kara savunduğun inançlarını
İçtenlikle döktüğün göz yaşlarını
Varlığınla dünyası olduğun insanları
Yokluğuyla varlığı arasında fark olanları
Sevdiğini belli eden tüm yürekleri
Sadece çenesini değil gözlerinide konuştura bilenleri
Yapabileceğinin en iyisinı yapabilenleri
İnsan olmanın tüm gerekliliğini yerine getirenleri
Dağanın bir parçası olup ona zarar vermeyenleri
Karşısındakinin gözüne bakacak kadar cesareti olanları
Parayı amaç değil araç olarak kullananları
Hayat denilen yolda emin adımlarla hak hukuk çiğnemeden yürüyenleri
Samimiyetle sarılanları
.........
...........
.........
...........
Ama en çok önemsendiğinin farkında olanları




















21 Mart 2009 Cumartesi

Suskunluğum kızgınlığımdan
Öfkem ateş olur yakar canını korkumdan
İstemem yakmasın seni nefretimin ateşi
Bu kadar zormu anlamak beni
Yoksa benmi anlatamıyorum kendimi

19 Mart 2009 Perşembe

CEVABA OLMAYAN SORULAR


Ne zaman yağmur yağsa yüreğime sen geliyorsun aklım ve ne zaman kelebekler uçsa midemde yine sen geliyorsun aklıma. Sığınmak istiyorum sana hep şimdi yanımda olsa nasıl olurdu ne tepki veridi acaba diye cevabı belli olmayan sorular soruyorum kendime. Kızardın eve geç gelişlerime büyüdükçe hırçınlaştım çok kavgalar ederdik belki de.Çocukken de çok kızardın yaramazlıklarıma sonrada üzülürdün.Çok ağladığımda hasta olmam dan korkardın ya hep ben ne zaman ağlasam hep hasta oluyorum yine .Sen yanımda olsaydın yine yorulurdum yine kanardı yaralarım ,acı çekerdim bilemeyeceğin sebeplerden,üzerdi yine bir sürü insan beni ama bilirdim düştüğümde yanımda olurdun yaralarımı sarardın iyileştirirdin yüreğinle düştüğüm labirentlerde çıkış yolunu gösterirdin tüm bilgeliğinle.Hiç yaşayamadık bu ilişkileri seninle erken gidişin sebeptir bunların hepsine.Ne vardı o kadar genç gidecek eminim yakışırdı sana da yaşlılık mesela kır düşerdi şakaklarına kıskanmazdım diğer insanları bende anlatırdım onlara senli maceralarımı. Kış ayazlarında nefesinle ısıttığın ellerim artık kocaman oldular tıpkı seninkiler gibi nefesin artık yetmez belki onları ısıtmaya ama yüreğimi ısıtırdın nasihatlerinle.Beklerdin yine kış ayazlarında pencerede Akşam ezanı okundamadan koşarak yetişirdim ben yine eve tarhana çorbası yapardın içerdik birlikte anlatırdım günümü bende sana büyük bir heyecanla. Kızıyorum aslında içten içe sana gitmeseydin farklı olurdu hayat. Şimdi alınma bu kadarcık sitem etmeye hakkım var biliyorsun sende. Tam 15 yıl olmuş yüzünü görmeyeli sesini duymayalı ne çok özlüyorum seni. İnsanlar hep beni sana benzetiyorlar çok benziyormuş karketerlerimiz yüzümüz ben her sabah aynada sana bakıyorum sanki elimi uzatsam dokunacamışım gibi izliyorsun değilmi o kadar uzaktan sende beni .Çok zamanlar geçti bedenimden büyüdüğümü sanıyorum ya hep ben. Sahi büyüdüm mü yoksa hala senin küçük kızın mıyım ben?

18 Mart 2009 Çarşamba

TAŞINMAK




Duydum ki taşınmaya karar vermişsin
Hasar tespitini de yapmışsındır eminim beyninde
Onca emekle bezediğim yüreğimden
Haber vermeden gitmek ne kadar kolaymış meğer
Nasıl sığdıracaksın onca duyguyu şu kıytırık bavuluna
Hadi diyelim ki senin duygular sığıdı bu küçük bavula
Hangi hamal taşır ki seni benden
Ağır gelir onca yükü taşımak yüreğimden
Sanma yaptığın kar kalır yanına
Küçük sarsıntılar her gün yıkar ınsanı
Büyükleri dokunmaz sanada banada
Gün gelir ödenir elbet her günahın hesabı
Hiçbir depozit karşılamaz taşınmanın bedelini
Dürülür defterin seninde ötekiler gibi
Ektiğini biçersin sende bu dünyada
Kazandığını sandığın anlar da
Utanırsın sende yaptıklarına
Hayat denilen bu oyunda
Sahnede edindiğin rol kadar
Alkış alırsın yaptıklarına
Çanak tutmamı bekleme arsızlıklarına
Şimdi git gidebildiğin kadar uzağa
Ben ufak bir tamiratla kurtarırım kendimi
Ya sen bula bilecek misin?
Ben gibi bir yüreği?

17 Mart 2009 Salı

BİRİ BANA MİM Mİ DEDİ




ŞAŞKIN KOVANIN SEYİR DEFTERİ'nde yolculuğa çıkmışken mimlemek gelmiş beni içinden lakaplarımı sormuş ben genelde lakap takarım ama lakap takılmışlığımda çoktur.


Mesela çocukken yaramaz hınzır olmamdan ve yerimde duramayan bir iflah olmaz arsız olmamdan ötürü genelde PİRE derlerdi bütün arkadaşlarım ev halkı komşular herkes pire olduğuma kanaat getirmişti.O kadar çok hoplayıp zıplıyordum ki mahalledeki kırdığım hız rekorlarına hiç bir erkek çocuğu yetişemiyordu.Hakkını veriyordum yani pire olmanın gururyla yaşıyordum çocukken.Daha sonra yaş büyüdükçe bütün yaşıtlarım gelişiyor bende boyuna veriyorum sürekli çırpı gibi birşey oldum lisedeyken işte tam bu sırada SAFİNAZ yetişti imdadıma o kadar zayıf ve sıskaydım ki rüzgarda düşmüşlüğüm bile mevcut .Bütün okul safinaz aşağı safinaz yukarı .Kızıyordum tabi herkese ben safinaz değilim diye ama şimdilerde o resimlere bakınca evet öyleymişim gerçekten.:) Liseyi bitirip yolculuğuma devam ederken Gelindi bloğumada ismini veren ATEŞ BÖCEĞİNE bunun çok uzun bir hikayesi var ama kısaca şöyle anlatayım çocukluğumdan beri ateş böceğinin nasıl ışık çıkardığını hep merak etmişimdir.Bir yaz akşamında böyle keyifli keyifli yürüyorum sırtımda gitar ve haddinden fazal ağır bir çanta ayağımda spor ayakkabılar yürüdüğüm yolda sokak lambası yok baya karanlık bir sokak kulağımda kulakllık tam tabiriyle ağzımı ayıra ayıra yürüyorum .O karanlıkta Havada bir ışık öyle gidiyor ki anlatamam işte akıl yerinden uçmuş Sen o ışığı Ateş böceği san arkasından koş nefes nefese paldur küldür ve süpriz peşinden koştuğum şey ateş böceği yerine 50-55 yaşlarında bir amcanın sigarası çık adamdan fırçayı ye arkana baka baka eve git. Bunuda ev ahalisine anlatacağın tutsun İşte odur budur herkes bana ATEŞ BÖCEĞİ der.Şimdilerde de ismimden mutevellit iş arkadaşlarım BIRCI diyorlar.Ben bütün lakaplarımla mutlu mesut yaşıyorum sizin anlayacağınız ...

NANKÖRDÜR İNSANOĞLU

Nankördür insanoğlu hayatımızın her döneminde karşılaşırız bu tip insanlarla hem de çok sık olarak.Anlamsız bir yüz ifadesiyle ben istemedim '' YAPMASAYDIN '' deyip pişkinlikle yüzünüze bakarlar ve onca emeğinizi tek bir lafla ödeştirir sizede diyecek hiç bir şey bırakmazlar. Böyledir insanoğlu fıtratında vardır .Kötülük yapma iç güdüsüyle gelirler dünyaya nefislerine hakim olmaları için verdikleri mucadeleden hep kaybederek çıkarlar.Argo tabiriyle '' yedikleri kaba tükürecek '' kadar aşağlık olanları da vardır aralarında belki herşeye tahammül edersinizde nankörlük başka bir şeydir her türlü kötülüğü beklersiniz de nankörlük gördüğünüzde yüreğiniz daha bir acır kendi kendinize kızar içiniz içinizi yer ama susup kalırsınız yapılanlar karşısında.Haketmedim demkle çözülmez hiç bir yapılan iyilikte kötülük görmeden öylece kalmaz ben şimdiye kadar yaşadıklarımdan hep bunu öğrendim .Kime iyilik yaptığınızın önemi yoktur .Mutlaka günü gelir ve te bir cümleyle onca emek caba yok sayılır .Şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla bun denge hiç şaşmadı.Şimdi iyiliği karşılık beklemeden yapacaksın diyenleriniz olacaktır elbette tabiki gizli olmalıdır karşılık beklenmemlidir.Ancak bazen öyle anlar gelir ki iyiliğinizin karşılığını beklediğinizden değilde bunu hakkedecek ne yaptığınızı düşündüğünüzden kendinize kızarsınız öfkelenirsiniz bir iç hesaplaşmaya sürüklenirsiniz.Yazık ki karşınız da ki nankörlüğü bir meslek haline getirmişse çokda yapacak bir şey kalmamıştır

14 Mart 2009 Cumartesi

Zaman arsızı - 1


Zaman arsızı kalbim


Yerli yersiz çalma kimsenin kapısını


Bak işte gördün sende


Yeterince misafiri var bu evin


Kantarın topuzunu kaçırma


Gürültü patırtı yaratma


Sende biriktir kumbaranda


Başka kalp atışlarını


Bekle bakalım kendi konuklarını


Dur sakin ol azıcık


Açma sende kapını her konuğa


Dökme hemen biriktirdiğin


Sandık sandık çeyizlerini de


Bakalım istiyormu gelen konuk


Bir ölçüp tart kendi terazinde


İyi ağırlamak lazım gelen konuğu da


Anlaşalım seninle


Kapris yapmak yok ,kıskanmada


Daha yeni taşındı


Alışmadı ki konuk daha sana


Unutma


Hancılık yapmak yok kimsenin yolculuklarına


Doktormusun sen iyileştirme yaralarınıda


Annesi de değilsin avutma kimseyi kollarında



Aldanma bahar aylarına


Karınca misali hazırlıklı ol kara kışlara


Kararlı ol artık


Ev sahibi olmak için çık yola


Ev sahibi ol gittiğin yolculuklarda
Gerçi ben kime anlatıyorum ki derdimi
Sen yine bildiğin gibi yap emi.....




12 Mart 2009 Perşembe

GİBİ







Tırnaklarımı yerken fark ettim
Derinlerine indikçe acıtıyorlar canımı
Tıpkı senin gibi

Yaptığım seçimleri düşünüdüm
Vazgeçtiklerim birikmiş
Anlattığın masallar gibi

Denizler gördüm geç vakitlerde
Medceziler yaşıyorlar
Gelip gidişlerin gibi

Hayaller kurdum senli benli
Aldanışmış hepsi belli
Veripte tutmadığın sözler gibi

Ölümler gördüm hayatta
Derindi sessizlikleri
Lal olmuş dilin gibi

Yalancı Baharlar yaşadım
Sonları hep kışa döndü
Aldattığın insanlar gibi

Aynada suretimle karşılaştım
Bir çift siyah göz karşıladı beni
Yansımaları aynı Seninkiler gibi

Uyaksız şiirler okudum
Ne yazan memnun ne okuyan
Senin uyumsuzluğun gibi

Boşluklu sorular sordum
Sen çıkmadın hiç bir cevapta
Kimse tanımadı benim seni tanıdığım gibi

Sigaranın dumanını takip ettim
Yok oldular semada
Onlarda senin gibi

11 Mart 2009 Çarşamba

ÖĞRENDİM




Zihnim çok dağınık bu günlerde Toparlayamıyorum hiçbir şeye yoğunlaşamıyorum kırıntılarla bezeli hayatımı tamama erdiremiyorum .Biriktirdiğim onlarca şeyi düşünüyorum biten bir aşkın zamansız ziyaretlerini,Ansızın yaşanan misafirlikleri,günü birlik konaklamaları,öylesine uğrayıp gidenleri,bunların hepsini topluyorum sonuç hep sıfır çıkıyor. Saçma bir denklemi çözemeyen tembel bir öğrenci gibiyim hem çözülsün istiyorum her şey ama çözmek içinde çaba sarf etmeden tebeden inme sonuçlar bekliyorum .Belki sizlerin hayatında da oluyordur böyle şeyler .Sabah uyandığınızda bambaşka bir yerde olma isteği gibi zamanı orda dondurmak ama tekrar geldiğinizde kaldığınız yerden devam etmek.Geziyorum insanlar arasında onlar yokmuş gibi yaşamaya çalışıyorum nedense .Varlıklarından rahatsız olmuyorum da yokluklarıda boşluk yaratmıyor hayatımda .Yaşanmışlıklar arttıkça daha da keskinleşiyorum tepkilerimim daha net, kızgınlıklarım daha sert ,sevgilerim daha da görkemli .Yapmam dediğim ne varsa yapar hale gelmişim sormadan sorgulamadan kabullenir olmuşum değiştiremediğim düzenleri .Kendime soruyorum şimdi gerçekten değiştim mi yoksa şartlar mı böyle yönlendirdi beni.Değişiyor sanırım insan yaşanmışlıklar daha fazla değilken asla diyorsun asla yapmam sonra bir de bakıyorsun ki yapmam dediğin ne varsa yapar hale gelmişsin.Belki koşullardır böyle yön değiştirmemizi sağlayan koşullar değiştikçe fikirlerde değişiyordur bilmiyorum .Şimdi bütün yürek borçlarımı ödemeye çalışıyorum kimseye borcum kalmasın istiyorum.Zihnimde canlandırıyorum yüreğime dokunan her şeyi. Çoğu acıya doydum ölümüde gördüm ,kapısından döndüğüm uçurumları da,gözü kara aşkları da ,aldatanları da,iki kuruş için dostluklarını satılığa çıkaranları da,kendi bencilliği yüzünden karşısındakileri yok sayanları da bunları yaşarken fark etmişim ki öğrendiklerim daha da artmış unutmayı,onlar gibi yoksaymayı,bıçak gibi bilenip keskinleşmeyi,acıya duvar gibi tepkisiz öylece durmayı,kendime tahammül etmeyi,yanlız kalymayı , yaşadığım acıların yerine yeni başlangıçlar doğurmayı ama en çokda kara kışlarda köklü bir çınar gibi eğilmeden bükülmeden dik durmayı öğrendim.
NOT :Aslında böyle bir yazı yazmayı planlamıyordum yazıya başladığım anda zihnim karışık dedim ya işte o karışıklıktan doğmuştur bu yazı :)Kulağımda ki müzikte beni böyle yönlendirdi sanırım ...

10 Mart 2009 Salı

BEKLİYORUM


Bekliyorum bütün sukunetimle seni
Ne bir ızdırap duyuyorum yüreğimde
Ne de bir hırçınlık var sözlerimde
Zemheri soğuklarda
Kan kırmızı yaşıyorum
Parlatıyorum payıma düşen kederlerimi de
Verdiğin sözleri tutma zamanı gelmedimi hala
Her telofon zilinde işte şimdi dediğim anlar da
Sen olmayan başka insan sesleri çınlıyor kulaklarımda
Gittiğim her yolda gözlerim seni arıyor
Bıraktığın onca emaneti
Gelip almanı bekliyorlar benim gibi
Mevsimler gelip geçiyor bedenimden
Seni beklerken dört mevsimi aynı güne sığdırıyorum
Sabahları baharı giyinen yüreğim
Gece sesizliğinde kara kışa soyunuyor

Zaman akıp gidiyor
Akreple yelkovan kovalamacasında
Kimin kazandığının ne önemi var
Galibiyet hep zamanın oluyor
Zaman hırsız
Zaman acımasız

Ah zaman denilen yaşlı kurt
Yiyip bitiriyor ömrün artıklarını
Seni zamanlarda sensiz yaşmak
Sensiz zamanlarda senle yaşmak
Ne büyük bir çelişki
Bak doldu yine gözlerime bulutlar
Seni beklerken
sana dair umutlarım hep var
Yağıpta berket katarsın diye ömrüme
Bekliyorum seni ölesiye ...

7 Mart 2009 Cumartesi

TÜRKİYE DE KADIN OLMAK


Ülkemi severim yaşadığım coğrafyanın tüm nimetlerinden elimin yettiği gücümün el verdiği kadar faydalanmaya çalışırım renklidir benim ülkemin insanı öyle durumlarda öyle tepkiler verirlerki güleriz her zaman ağlanacak halimize böyle işte bir toplumda zordur kadın olmak yüzyıllardır erkek egemen bir toplumdur bizim yaşadığımız coğrafya ve her alanda zordurdur kadın olmak .Çalışırken,okurken,evlenirken,doğururken,yaşarken,severken,düşünürken hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürsünüz.Ayakaları üstünde duran kadınlar bu anlamda biraz daha şanslılar kendi yaşamalarını hiç kimseye boyun eğmeden idame etire bilme yetisine sahiptirler ancak onlar da toplumda ki erkek egomanyasına karşı fazlaca bir karşı duruş göterememktedirler.Eğer böyle bir karşı duruş sergilemeye kalkarlarsa daha da dışlanır türlü damgalarla yargılandıklarının farkına varırlar.Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye de dayak yiyen kadınların azımsanamıyacak bir bölümünün kültürlü en az bir üniversite mezunu olan şiddet gördüklerini söyleyemiyecek kadar içlerine kapanık oldukları görülmüştür.Yine aynı araştırmada şiddet uygulayan erkeklerin kültür seviyelerinin hayli yüksek olduğu ve eşlerinin ayakları üzerlerinde duruyor olmalarının hazımsızlığını yaşadıkları belirtilmiştir.Batıda yaşayan kadınlar yine de doğuda yaşayan kadınlara oranla daha şanslı oldukları inkar edilemeyecek bir gerçektir.Çünkü doğuda yaşan kadınların %90 sadece eşya görevi görmektedir tarlada ırgat, evlerinde avrat, yatakta da kadın olmaları istenir.Doğuya gidildikçe aile içi şiddet artmakla kalmayıp cinayetler , tecavüzler, ensest ilişkilerle iyice bastırılmaktadır.Tecavüze uğradığını bilmeyen milyonlarca kadın vardır bu ülkede bilsede hiçbir şey değiştirmeyeceklerini bildiklerindenimdir nedir susup kaderine razı gelmeyi kendileri için iyi olmayanı iyi var sayıp hayatlarını büyük bir karanlıkla geçirirler.Küçük yaşta zorla evlendirilip daha 18 gelmeden kucağında 2-3 çocukla artık genç kızlıktan çıkmış orta yaş ruhuna sahip bir kadına dönüşmüşlerdir bile .Tecavüze uğrayıp kim bilir sen yaptında bunu yaşadın diye kendisine tecavüz eden heriflerle zorla evlendirilen çok kadın vardır .Mini etek giydiği için tacize uğrayan kadını haksız sayıp yapanı ödüllendirenlerde yine aynı ademoğullarıdır.Töre cinayetleride ; sevdiği adamın koynuna giren ve yüreğinin sesini dinleyen Haticeleri,Fatmaları,Ayşeleri öldürmek için yine bir sürü tabancalı ademoğlu takarlar peşlerine .Erkek yaparsa elinin kiri olur kadın yaparsa o.... damgasını görür anlında .Örümcek ağlarıyla bezenmiş beyinlerini iki bacağın arasında aralar namus denen kavramı ama bilmezler ki namus sadece iki bacağın arasında olmaz beyinleriyle yaptıkları namusuzlukların hesabını da kimseye vermezler.Bastırılmış cinselliklerini bir zara hapis eder sonrada hesabını kadınlardan sorarlar.Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek peşinden gitmez mantığı çocukluktan sokulur kadınların beynine komşu toplantılarında erkek evlatlarının pipileriyle gurur duyan babalar yine aynı toplantılarda kızlarının varlığını görmezden gelir örtüp kapatıp saçlarını bağlayıp zincirlere vurular yüreklerini yazık ki aynı kadınlardan kocaları soy adlarını taşıyacak erkek evlat beklerler.Bu toplumda ezilmiş dışlanmış yok sayılmış okumaktan men edilmiş dizlerini kırıp evde oturması istenmiş küçüklüğünden beri şiddetle yüz yüze bırakılmış onca kadın yaşar . Oysa nasıl cevherler vardır aralarında bilinmez bilinmesine izin verilmez .İş yerlerinde tacizlere uğrarlar suçlanırlar , kız çocuk doğururlar suçlanırlar,doğum yapamazlar suçlanırlar ,çalışırlar suçlanırlar,tecavüze uğrarlar suçlanırlar ve yine aynı kadınlarda toplum için sağlıklı birey yetiştirmelerini beklerler nasıl olur bilinmez ama yinede ısarlarla yüzlerce aklı başında sağlıklı evlat kazandırırlar bu topluma aynı evlatlar hiç bıkmadan usanmadan eziyetlerini sürdürürler annelerine,eşlerine kardeşlerine. Sonrada cennet anaların ayaklarının altında palavralarıyla iki yüzlülük gösterirler.
Zor da olsa bu ülkede kadın olmak bıkmadan usanmadan her türlü haksızlığa karşı göğüs geren tüm hemcinslerimin 8Mart dünya kadınlar günü kutlarım.

SATILIK


Satılığa çıkardım bütün acılarımı

Pazarlarda meydanlarda

Hüzünlerimi de yükledim sırtıma

Kalp ağrılarınıda koydum siyah bavuluma

Kentin en afilli sokakalrında

Açtım tezgahlarımda

Bir tomar kağıtmış bunca acıdan arta kalan

İçi boş anılarla dolu eksik zamanlar

Her gelen emanet bırakıp gitmiş bende

Benimsemişim başkalarının emanetlerinide

Bitten her günün sonuda yenilerini eklemişim hayatıma

Çekilen acının büyüklüğü yaklaştırıyor onları

Acılar azaldıkça uzaklar herkes gibi onlarda bana

Başkalarına merhem olan sözcüklerim

Yetmemiş kendime ilaç olmaya

Sattığım acıların bedeli

Üç kuruş etmedi bu pazarlarda

Alacaklı çıkmadı bunca acıma

Süslemiştim hepsini Tezgahlarımda

Giydiğim beyazlar yetmedi

İçimdeki siyahları kapatmaya




5 Mart 2009 Perşembe

BLOG ALEMİ TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİM


Ben daha yeni başladım blog yazmaya yaklaşık üç ay oldu sevdimde ben bu işi o kadar karmaşanın içinde iyi geldi bana çok enteresan bir girdap gibi hiç tanımadığım insanların iç dünyalarına yolculuk ediyorum bazen zamanı geri sarıp geçmişe bazı zamanlarda ileri sarıp geleceğe gitmiş gibi yaşıyorum .Mesela Evrenin takıntılı dünyasında takılıp kalırsınız saatlerce bıkmadan usanmadan okursunuz ,Kırmızı günklükte kıp kırmızı düşler kurabilirsiniz , aydan atlayan kediciciğin aydan atladığının gereçekliğini yazdıklarında yaşar şaşar kalırsınız,ful-yapraklarında küçük bir kızın aslında ne kadarda hayatın içinde olduğu görürsünüz,inandığı masalları anlatan adamı aslında kendi hikayesini değilde bizlerin hikayesini anlatıyormuş gibi okursunuz,Sufi-saja'nın eklediği hikayeleri okuduğunuzda içiniz huzurla dolar ,Yanlızlık okulunda hayatın bir okul yanlızlığımızın ise bütünleme sınavında sorulan en kazık soru olduğnu fark edersiniz,Çakıl'ın günlüğünde adama yazılanların kendi hayatınızdan alınmış kesitler olduğunu düşünürünüz,Taze kırılmışlıklarda kırılgınlıklarınızı giderecek kadar sadelik ve huzur bula bilirsiniz ,Sonra takılırsınız simiciğin ,puccanın ,böcekciğimin tatlı süprizlerine gülersiniz onların hayatlarınada ,Gereksiz olmayan yazılara ne demeli yazan gerekliliğin farkında değilse bile bizler okuduktan sonra farkına varıyoruz gerekliliklerinin,Laparagasla dalarsınız Karadenizin hırçın sularına kimi zaman hayattan kimi zaman aşktan dem vurur yüreğinizin derinliklerine, Birazcık okuyup gidecektim dersiniz kitlenip kalırsınız hayattının ve masallarının renklerine ,Haydutları kelebeklerin önünde diz çöktürecek kadar çok kitap okuyanlar bile vardır ve okuduğu kitapları kendi penceresinden anlatacak kadar bilinçlidir,Pinonun yerinde renkli eğlenceler yaşarsınız,Birden kendinizi akvaryumun içinde bulu veririniz farkındalığınız dünyaya bakışınız değişir guguk kuşunun samimilini görürsünüz yorumlarında,potakal mavisi düşlere yelken açarsınız birden ,nily'nin dünyasında insana bakışın duyarlılığını hissedersiniz ,mesafeler vardır belki aranızada ama tutsak olursunuz şevkle yazdığı yazılara tutsak edecek kadar güzel yazılar yazar çünkü, İçinden geldiği gibi yazanlarda vardır aralarında ,Hikayesin sen deyip kurguyla gerçeği karıştıranlarda ,boş arsalarda gezende vardır ara sıra ,Uzaklara gidecek kadar yanlız olanda ve bunun gibi yüzlerce blog vardır benim ve sizlerin sevdikleri okuyorum yazılanları mutlu oluyorum seviyorum da yazmayı becere bildiğim kadar.Sanki bilgisayardan çıkacaklarda yüz yüze sohbet edecekmişiz gibi geliyor bazıları öyle samimi ve sıcaklar ki gerçek oldukları konusunda şüpheye bile düşüyorum nerden bile bilirler ki benim yaşadıklarımı dediğim çok anlar olmuştur.Ama çok seviyorum ben onları okumayı ve burdan yazdıkları her bir cümle için kocaman teşekkürlerimi sunuyorum :)
Not:Dilbilgisi kuralalrını pek uygulayamıyorum yazılarımda farkındayım ama bende Ateş böceği gibi hzılı hareket etmeyi seviyorum fazla takılıp kalmadan :)































VURALIM ALIŞVERİŞİN DİBİNE





Dün akşam planım eve gitmek biraz kitap okuyup bir demlik çay içmek ve huzur içinde uyumaktı. Telefonun sesiyle irkildim.Karşımda ki ses bütün şirinliğiyle sesleniyordu hadi ama yatacakmısın evede karpuz gibi hadi çıkalım alışveriş yapalım sende biraz kafa dağıtırsın.Resmen İçimdeki yeşil cine bir ışık yaktı oda fırsattan istifade alışveriş yapmalısınnnn diyip sinyaller gönderiyordu beynime .Evde bir sürü şey bitmişti aslında. Yağ,şeker ,deterjan, çay,çamaşır suyu,peynir, zeytin,süt ve bitmesine asla dayanamadığım yeşil fıstıklı çikolata buz dolabı tam takır .Hani fare düşse kafası kırılmakla kalmaz hayvan nerden düştüm ben bu dolaba diye kendini içkiye vururdu tam o kıvamda yani.Baktım karşımdaki ses baya bir tel kadayı tadında hadi gidelim bari dedim.Yola koyuldum bekle bekle otobüs gelmiyor çıldıracam cin bir yandan bastırıyor az daha bekle gelir diye ben bir taraftan hadi eve gidelim diyorum .Tam bir saat beklemenin ardından suratsız otobüs şöförüyle ufak bir tartışmanın sonucunda uzun ve ince bir yola doğru çevirdik yelkenleri .Bu mücadeleden de herzaman olduğu gibi cin galip çıktı.Az gittim uz gittim vardım alışveriş merkezine.Telofon açan arkadaşım karşıladı beni kapının önünde.Hadi ya asma suratını girelim bak gör keyifleneceksin dedi.Geçtik önce market bölümüne ya listede yapmadım ben listesiz alışveriş olamaz şimdi dediysemde dinletemedim.Başladık reyonlar arasında gezinmeye işte onuda aldım bunuda aldım şunuda aldım derken bir baktım alışveriş arabasında yer kalmamaış kasada kuyruk var benim içimden ordan hemen kaçıp uzaklaşma isteği.Allahtan kasada pek gençten bir çocuk var yardım etti o kadar eşya yoksa nasıl poşetlenecekti ne kadar ızır zıvır varsa almışım bende .Hayır benim ihtiyacım yoktu alış verişe fare düşünsün canım ala ala .Arkadaşıma baktım sadece sigara ve gofret almış kendisine .Hayır o bir şey değil alışveriş yapalım diye tuturan kendisi ne yani alışveriş anlayışlarımızmı farklı yoksa onun alışverişten kastı sigara ve gofret almakmı onu anlayamadım.Neyse ödememizi yaptık .Çıktık marketten.Hadi birazda mağzalara bakalım dedik dolaşıyoruz o mağza senin bu mağza benim .Dolaşmaktan artık ayaklarıma kara sular indi cafeler var alışveriş merkezinin içinde orda oturup bire çay falan içtik.Elimizde poşetler yığıldık kaldık resmen oturduğumuz sandalyelere.Biraz dinlendikten sonra ayrıldık alışveriş merkezinin kapıında .Onun elinde iki adet torba yaptığı alışveriş bu yani iki poşetle sınırlı.Benimse elie sığmayacak kadar çok.O kadar poşetle otobüse binemiyeceğim için dönüşte taksiye bindim.Eve vardığımda artık ayaklarımda derman kalmamıştı.Ama mecbursun kalk poşetleri boşalt aldıklarını yerleştir dedi cin. Minik bir tepecik oluşturan poşetleri boşaltmaya başladım.Ay neler almışım farkında değilim hiç gerekli olmayan ne kadar şey varsa doldurmuşum poşetler çıkanları gördükçe gözlerim dahada büyüyor .İhtiyaç için gitmiştim saç fırcasımı dersiniz,Gazoz açacağımı,tabakmı,bardakmı ,işin kötüsü hepsinden de çifter çifter almışım sinirlenmem gerekirken Allahım böyle bir hafiflik üzermde kuş tüyü gibiyim nasıl anlatamam poşetlerden çıkanları yerleştirdikçe rahatlıyorum bunlar benim benim diye çığlıklar atasım geliyor.Böyle ermiş gibi hissediyorum kendimi.O sırada cin yine konuşmaya başlıyor ben sana dememişmiydim alışveriş yapmalısınnnnnn diye bak işte gördünmü nasıl iyi geldi.Ve günün sonunda fare mutlu,cin mutlu,ee tabi en çokta ben mutluyum.Ama çözemediğim tek şey var bu saçma gazoz açaçağını neden aldım acaba ben kola içmem sodada içmem acaba hangi amaca hizmet etmesi için aldım bundan iki tane onuda bilmiyorum.Çözünce anlatırım ...




Yapılan alışverişin çetelesi :




peynir ,zeytin,yağ ,şeker,tuz,baharat,gofret,çikolata,makarna,mercimek,pirinç,tavuk,yumurta,et,

süt ,deterjan,çamaşır suyu ,çamaşır ipi,mandal,tabak,bardak,şampuan,....vs off bu liste çok uzayacak gibi ama olmazsa olmazım gazoz açacağım hem de 2 adet bence onlarsız hayat boş :)



4 Mart 2009 Çarşamba

CEZA





Soluklansan azıcık daha
Dur dur telaşlanma
Kör bıçaklarla kanattığın yaraların
Hesabını sormam senden
Küle çevirdiğin ömrümün
İzlerini Görmek için bile olsa
Acele etme gitmek için
Pişmanlık sözleri falanda beklemiyorum
Kızmıyorum sana
Büyük acılar sesiz yaşanır derdin ya hep
Payıma düşen sessizlik sensizlikten
Ben kendi sessizliğimde yakıyorum ömrümün artıklarını
Senin yangınınıda yaşarım bedenimde
Yeterki sen sessizlikle cezalandırma beni
Yankılansın sesin kulağımda
Nefretten de olsa haykır
Kus ciğerlerine dolan kimsesizliğini
Ama sessizliğinle cezalandırma beni
Hayat geçerken önümden
Arıyorum senin sesini
Bu kargaşanın gürültü içinde
Nefes alıp verişinin sesini bile duya bilirim
Yaz güneşinde kış soğuğuna terk etme
Uçurum kenarlarında
Dağbaşı yanlızlıklarına itme beni

3 Mart 2009 Salı

GÖKKUŞAĞI








İnsan yüzleri seçtim kendime

Çoğu ayçiçeğine benzeyen

Güneşe yüz dönüşleri

Kara kışın gidişini haber veriyordu.

Çocukken biriktirdiğim Bilyelerimi

Savurdum Gökyüzüne

Her biri ayrı bir renkte dağıldılar havaya

Birleşip gökkuşağı oldular günüme

Dünden kalan sıkıntılarımı attım

Gökkuşağı giyindim bu gün sabah üzerime

Çok yakıştı bana mavi umut

Aynada gördüğüm küçük kıza günaydın dedim

O da çok memnundu halinden

Gülümsedim dünyaya

Baktım ki güneşte gülümsüyor bana

Anlamıştı halimden doğa

Yeni başlangıçlar için

Sabaha gözkırptım

Güneşin içime doluşuna

Kayıtsız kalmadım bende

Yenilenme zamanı gelmişti

İlk olarak tamir etmekle başladım

Kalp kırıklarımı.

İyi geldi.:)


2 Mart 2009 Pazartesi

YAĞMUR BULUTLARI


Yüreğimi yıkadım dün akşam.Nedenlerle Niçinlerle dolu hayatımı gözden geçirdim.Okyanusları doldurdum da içime yinede çare olmadı yanlızlığıma.Medcezirler içerisinde bir şarkı tutum kendime dinledim.Sakinlikle huzuru buldum gecenin karanlığında o sırada bir kadın bağırıyordu radyoda.''GARİPLİĞİNE YAN YAN YÜREK YAN GİTTİ GİDEN GİTTİ GİDER ''Anlamsız bir yağmur bulutuyla birlikte şimşekler çaktı gözlerimede.El yordamıyla tutunduğum hayata kadın susmadı gecenin karanlığında hüznümü arttırdı sesiyle.Anlatılan masallarda ki güzel peri kızı gibi olamasamda.Bende kendi masalımda hayaller kurdum kendimce umutlar biriktirdim paltomun cebinde.Aradım durdum bütün ceplerimde ihtiyacım olan umudu.Bilemezdim o kadar derinlerde olduğunu ben uzandıkça umutlarım benden uzaklaştı.Bu umutları boşunamı biriktirdim ben işte burda durmaları gerekirken neden o kadar derinlere saklandılar ki ? Yazık etmişim uzun yıllar boyunca kumbaraya atılan bozukluklar gibi biriktirdim ben onları her geçen gün çoğalarak en gerekli zamanlarımda sakladığım yerlerden çıkıp varlıklarıyla günümü aydınlatacaklardı oysa.Saate baktım 02:43 kalk dedim kendime daha fazla arama ceplerinde belkide dışardadır aradığın umutların kendi susukunluğumda pencereyi açtım sokak lambasının ışığı doldu odama sarı ışık hüzmeleri gözlerime yansıdı.Sigara yaktım derin bir nefes çektim böyle anlarda en iyi arkadaştır yakılan sigara , sonra bıraktım ciğerlerime dolan zehri. Sigaranın dumanı ışıkla dans etti.Takip ettim dumanın ışıkla dansını .Gözlerime dolupta bulut oldu bütün duman .Gözlerimde biriken yağmur bulutları dumanın etkisiyle bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı.Şiddetini her saniye daha da arttırdı.Durmuyordu artık umut kırıntılarından yaptığım şemsiyemde yardımcı olamadı sağnağı durdurmaya.Sonunda duracaktı bu yağmur ve gök kuşağı dolacaktı gözlerime.Zaman dedim zaman izin verecek güneşin ışıkla dansına ve gökkuşağı sunacak sana.Gökkuşağındaki renklere anlamlar yükledim umudun rengi maviydi şimdi yaşadığım acının rengi kırmızı .Mavi umutlar için bütün ceplerimi ters çevirdim boşallttım biriktirdiklerimi yenileriyle yer değiştirme zamanları gelmişti artık.Sancılıydı belki yeni başlangıçlar ama ekilen umut tohumları yeşerdiğinde mutlaka meyve verecekti. Bunları düşünürken saat 05:30 olmuş yağmur hafiflemiş yerini gün ışığının zaferine bırakmıştı.Ve kadın yine bağırıyordu 'BİTİRMELİ NE VARSA BAŞLAMALI YENİDEN'. Ama ne kadar zor bilirmnisiniz her daim gözlerimde dolaştığım yağmur bulutlarının ağzımda bıraktığı keskin acının tadına katlanmak.